“Geçmiş olan, geçip gitmiştir; geçmiş, gelmek üzeredir.” İnsanın saat zamanı ile anlattığı hikayelerin zamanı, birbiriyle örtüşmüyor. Zaman tecrübemiz, içimizdeki hikaye ile içinde yaşadığımız daha geniş hikaye arasında gerilime tâbi. İç deneyimimiz bize geçip gitmiş olan yılları anlatmıyor.
Nasıl ki iyi bir ressam, portresini yapmak istediği kişinin yüz hatlarına ancak o kişinin kendisinde uyandırdığı duyguları yerleştirebilirse, ruhsal yaşamdaki her olayın da insanı tanıma sanatını öğrenecek kişi tarafından yaşanması ve kendi iç dünyasına aktarılması gerekir.
Öncelikle bu kitabı okuyacak, bitirip gelmiş olan herkese merhaba :)
Sürekli okumayı ertelediğim bir kitap olmasına rağmen başladığım andan itibaren elimden düşürmek istemedim. Kitap tek kelime ile harikaa. Bitirdiğinizde içinizi kaplayan bir hüzün olacağını söylemek isterim.
Burjuva sınıfından olan Ruth’a ulaşmak için büyük bir uğraş veren eğitimsiz sadece bir gemi işçisi olan bir Martin var bu kitapta. Aşkı uğruna kendini bir hırsa kaptırmış vardığı sonuçlarda mutlu olmayan bir Martin !
Kitabı okurken sizde benim gibi Martine çok kızacaksınız eminimm. Ulaşmak istediğimiz hedefler gerçekten bizim koyduğumuz hedefler midir yoksa çevremizdekilerin etkisiyle koyulmuş hedefler mi? Bu soruyu sorduran ve daha nice soruları kendinize soracağınız bir kitap Martin Eden..
kitapla kalın :)