Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dokunma duyumu, gelişme için yeme içme kadar önemlidir. XIX'uncu yüzyılın sonlarında ve
XX'inci yüzyılın başlarında yetimhanelerde ölen çocukların oranı oldukça yüksekti. O zamanki
hekimlik, bebeğin sadece biyolojik beslenmesine, temiz çevrede bulunmasına önem veriyor, fakat
çocukların psikolojik ihtiyaçlarını düşünmüyordu. Yıllar sonra yapılmaya başlanan araştırmalar,
bebeklerin gıda yoksunluğundan değil, kucağa alınıp sevilmemekten kaynaklanan, ruhsal kökenli
hastalıklardan öldüklerini ortaya çıkarmıştır. Batı ülkelerinde bugün, yetimhanelerde bebeğin günde
birçok kez kucağa alınıp sevilmesi, onunla konuşulması yöntemi uygulanıyor. Çocukların kucağa sık sık
alınmasıyla, ölüm oranında bir düşme olduğu gözlenmiştir.
Dokunma; bir insana en kısa yoldan “Sen benim için önemlisin seni yalnız bırakmayacağım,”
mesajını verir. Hiçbir söz, bu mesajı, dokunma kadar etkili olarak ifade edemez. Bir babanın
çocuğunun başını şefkatle okşaması, kızgın birkaç sözden sonra sevgilinin sarılması, saatlerce
açıklama ve anlatımlardan daha etkilidir.
Çapkın erkekler, kadınların sözlerine değil, davranışlarına göre hareket edeceklerini bilirler.
“Sizi bir daha görebilecek miyim?” diye soran erkeğe kadın, “Bilmem, tesadüfler denk getirirse!”
şeklinde cevap verirken, “akıllı” erkek, kadının sözlü mesajlarına uymaz, onun gözünün, ellerinin,
bedeninin söylediklerini “işitmeye” çalışır. Belki bu, söylenene hemen inanan, saf ve dürüst erkeklerin
niçin iyi birer çapkın olamadıklarını açıklamaktadır. Karşıt cinsten biriyle daha kolay ilişki kurmak mı
istiyorsunuz? Ağzın değil, bedenin söylediklerini anlamaya çalışın!...
Jestler, yani el ve kol hareketleri, duyguların en güzel belirtileridir. Karşımızda konuşan kişinin
elindeki kağıdı sürekli büküp katladığını, parmaklarıyla masaya sürekli vurduğunu ve gözlerini
bakışlarımızdan hep kaçırdığını görürsek, bu kişinin bizimle beraber olmaktan rahatsız olduğunu
düşünürüz. Bu tür davranışlar, karşımızdaki ne derse desin, onun gerçek heyecanlarını açığa
vurmaktadır.
Gözbebeğinin büyüklüğü, bakan kişinin baktığı şeye ilgi duyup duymadığını belirtir.
Süpermarketlere yerleştirilen kameralar, müşterilerin hangi malların önünden geçerken
gözbebeklerinin açıldığını filme alır. Bu teknik, reklamcıların ve satıcıların üzerinde önemle durdukları
bulguların toplanmasına yol açmıştır. Psikologlar da, değişik resimlere bakan kimselerin gözbebeğinin
büyüklüğünü gizlice ölçmüşlerdir. Sonuçlar ilginçtir: Bir kimsenin gözbebeği, baktığı nesneye duyduğu
ilgi oranında büyümektedir. Örneğin, çıplak kadın resimlerine bakan erkeklerin gözbebekleri, yüzde
on sekiz, çıplak erkek resimlerine bakan kadınların ise, yüzde yirmi oranında büyümüştür. Aç insan
yiyeceğe, susuz insan içeceğe baktığında, gözbebekleri açlığı ve susuzluğu oranında büyümüştür