Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabına başladığımda özel bir yolculuk olacağını biliyordum lakin bazen böylesini beklemezsiniz.. Daha bitmeden başka bir bakış açısı aradım ve karşıma Çocuklarla Koşan Kadınlar kitabı çıktı. Obur bir iştahla aldım elime. Ne kadınlar tanıdım kurtlarla da çocuklarla da koşan. Patriyarkal sistemde ne pahasına olursa yer edinmiş ve bu yüzden aslında önce kurtlarla koşmuş kadınlar… örselenmiş, ötekileştirmiş ama yaratmış sezgiyle iç görüyle..
Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını okurken kadınların yaratıcıyla olan vahşi bağına atıf yapılır yer yer, bence yaratmak yetkisinin kadın bedenine Allah tarafından bahşedilmesine hürmetle şapka çıkarılmalı.. bu yüzden kadınlar el üstünde tutulmalı cennet yerini bulsun diye..
kitapta her röportaj sonuna eklenmiş bir soru var ve bence asıl mesaj o.
“ Kendi anneniz ile kurduğunuz bağ için geçmişinize döndüğünüzde aklınıza gelen en çarpıcı imge ne oluyor? Çocuklarınızın sizi hangi imgelerle hatırlamalarını isterdiniz?”
İşte bu soru ben de inanılmaz açılımlar yaptı. Çünkü bir şekilde akademik ilerlemeler gösteren çocuklu kadınlar vardı , peki ya görünmeyen kısım.. akademik hayatları olmayan anneler nineler çocukları olmayan Hz. Aişe’ nin yol arkadaşları.. hepsinin de annesiyle ilgili en çarpıcı en net ifadesi şu “sezgileriyle davrandılar”
burada bana bir kez daha Kurtlarla Koşan Kadınlar a selam durmak düşüyor. Kitabı bitirmeye yakın annemi anımsadım, iradesi, disiplini mutlaka bir yol buluşu… kendi anneliğimdeyse hangi imgeyim oğlum için bilmiyorum. Bir konuşmamızda yunus balığına benzetti beni; konuşkan,zararsız, sevgi dolu..
Estes’ in dediği vahşi ruha sahip miyim Atila’nın,tanısaydı, övgüsüne mazhar olur muydum bilmiyorum ama amacıma ulaşmış hissediyorum…
Cins dergide okuduğum bir şeyi anımsadım kitap bitince: hayat sizi köşeye sıkıştırıyorsa o köşeyi sahiplenin..
Kişisel gelişim kitaplarının hep mutlu olmalısın baskısına karşı duran nadir kitaplardan biri.
Schmid mutsuzluğu bir sorun bir arıza gibi değil insan olmanın doğal bir parçası olarak ele alıyor. Kitabın en güçlü tarafı mutsuzluğu romantize etmeden ona alan alması. İnsan bazen kırgın yarım tamamlanmamış hisseder bu da yaşamın bir parçasıdır fikrini olgun bir dille anlatıyor.
Varoluşsal sorgulamalarınız varsa sizi teselli etmek yerine kendinize karşı dürüstleştirebilir.
Ağır bir kitap değil lakin derin.. düşünerek okunacak altı çizilecek bir kitap. Eğer hafif melankolik içedönük edebi düşünce dünyasına yakın bir şey arıyorsanız sizde iz bırakır.
Hayat bazen çözülmesi gereken bir mesele değil taşınması gereken bir bilinmezdir…
Kitapla kalın
“Yazma, yazma başlamadan uzun süre önce başladı.”
“Okumaya zaman ayırın. Bu çalışma, yavaş yavaş ve uzun bir zaman diliminde yazıldı. Yazdım, çıkıp gittim, üzerine düşündüm, geri döndüm ve biraz daha yazdım, çıkıp gittim, biraz daha düşündüm ve geri döndüm ve biraz daha yazdım. Çoğu kişi bu çalışmayı yazıldığı şekilde okudu. Bir parça okuyup dışarı çıktılar, üzerine düşündüler, sonra tekrar geri geldiler”
Kitabı nasıl okumanız gerektiğini söylüyor Estes. Jungcu felsefe Freudcu felsefeden faydalanıyor yer yer.. derin sembolik zaman zaman mistik.. “içindeki vahşi kadını öldürme” Peki kim bu vahşi kadın? Saldırgan, medeni olmayan, taşkın anlamında kullanılmaz.. İç sesini duyan, sezgilerine güvenen, konforlu olmasa da yaratıcı olan, sınır çizen, bastırılmış arzularını reddetmeyen kadın…Kadın, ruhundan uzaklaştığında yorulur.
İçgüdülerine döndüğünde iyileşmeye başlar. Bu yüzden kitapta kurt metaforu çok önemlidir. Yönünü sevgisiyle bulan, sürüyle yürüyen ama kendi doğasını kaybetmeyen, yaralansa da hayatta kalmayı bilen.. Estes’in bana ilk kez hayatımda kitabımı çizdiren mesajı “ben sadece başkalarının ihtiyaçlarından ibaret değilim”dir…
Kitap kadınlar için yazıldığı kadar erkekler için de yazılmıştır. Çünkü birbirlerini tamamlayan tamamlaması gereken bir görevleri vardır. Bu yüzden vahşi ruhla bağlantı kurmak için ahenkle uyumlanmak için erkeklerin de okuması gerekir. Hele hele vahşi ruha sahip kadınları kızları varsa.. Mavi sakal da Elsiz Kız da olduğu gibi vahşi ruhlarının kanatlarını kesmek yerine onları yönlendirerek hayata geri vermeleri için gereklidir bu..
Sen hep özel kalacaksın benim için 20 yıl sonra dahi.
Okurken umarım bu cafeyi bulmam gerekmez romantizmiyle ve affetmenin, söylemenin yapmanın gerçekliğiyle cebelleştim uzun süre. Nihayet bittiğindeyse her gün yapmadığım bir şeyi yapacak söylemediğim şeyi söyleyecek artık pişmanlığı bırakacağım dedim.
Ve evet “geçmişe dönmekle kahvenin ne ilgisi var?”
Aşk, tutku, gizem iç içe girmiş bir öykü okudum. Sığ ama güzeldi.. Burcu da yer yer de yazar çocukta buldum kendimi. Şimdi bir aspiratörün altında kahvemi içiyorum.