1) Bazen söylenmek isteyip de söylenemeyen şeyler vardır. Dili tutulur insanın. Başka bir gün hunharca, patlarcasına konuşabilen o yürek derin bir sessizliğe gömülür. Kendimi nasıl tarif ederdim? Dürüst bir insan? İyi bir insan? Bilmiyorum bir insan kendine iyi bir insanım diyebilir mi? Diyebilene şaşarım. Başkaları mı demeli o halde? Hayır. Vicdanı. Vicdanı ona bunu yapma der, istiyorsan bile yapma der. Akıl vicdana sahip çıkınca iş daha kolaydır. Kalp silinir gider, unutulur. Kalbin özü gibidir o, ulaşılabilecek en üst nokta.
2) Bazen derince dalarak bakarım. Dağa, denize, kuşa, ağaca veya bir gölgeye. Neden devam ediyor hala? Neden akıyor hayat? Sahip olduğumuz her şey bir gün yalan olmayacak mı derken bir yumru sıkar boğazımı sanki. Umursamayıp da yaşarsam akılsız olacağımı bilirim ama... Tanrının vergisi olmadan yaşayanlar ile tanrının vergisi ile yaşayanlar arasında anlanacak çok şey var. Düzinelerce cevap boşlukta sıralanan bir bahane gibi.
(Bana gelen overthinklenmeler.)