Arkadaşlar arkadaşlar böğün sizlere entrikanın karekökünü almış bir kitapla geldim. Yanlış anlamayın kitap çok güzeldi, üç kitabı üç günde bitirdim ama beynim folloş oldu yeminle. Bu arada kitapların ayrı ayrı yorumunu yapmak yerine komple seri hakkında konuşacam haberiniz ola. Kitabın adı entrikayı söndürmem gerek olsa hiç sırıtmaz. Böyle bir şey yok. Her paragrafta bir entrika. Göktuğ'da olmasa olayların çekileceği yok. Her gün bir olay. Şimcik. Kitap hakkındaki fikirlerime gelirsek. İlk olarak kitap çok akıcıydı, dediğim gibi seriyi üç günde bitirdim ince kitaplar olmamasına rağmen. İlk kitapta herşey tıkırındaydı, böyle klasik gençlik romanı. İkincide ortalık karışmaya başladı herkesten şüphe etmeye başlıyosunuz ve kim kim asla belli değil. Biri çıkıyo ortaya ve iyi mi kötü mü asla anlamıyosunuz. Göktuğ hariç herkesten şüphe ettim resmen. Üçüncü kitapta Allah ne verdiyse var. Normalde son kitapta olaylar çözülür bunda daha da karışıyo. Anıl'ın olayını üçüncü kitabın başlarında çözmüştüm aslında ama normal kitaplarda en büyük şokun Anıl olması gererkirken bunda gereksiz bir detay gibi. Daha bir olaya şok olamadan daha büyük bişey çıkıyo ve sonunda ne olacak asla tahmin edemiyosunuz. Yani böyle eğlencelik bir kitap okuyum kafam dağılsın falan diyosanız sakın demeyin anacım. Kitap resmen tüm sinirlerinizi geriyo. Yazar kaostan beslenmiş falan derlerya bu kitapta yazar direk kendi kaos heralde. Hayır dışardan bakınca kedi gibi insan nasıl bu kadar entrika çeviriyo anlamış değilim gerçi. Velhasıl-ı kelam kitabı okumayı düşünüyosanız kafanızın boş olduğu bir zamanda okumanızı tavsiye ederim. Yok ben klişe entrikalara gelemem diyosanız boşuna paranızı bu kitaba hiç harcamayın. Gidin Pambık Şeker Gibi falan okuyun.
NOT: Yazar, editör yada Türkçe öğretmeni değilim. Ne kadar