Spoiler——————— Öncelikle yazarın daha önceden Çırak kitabını okumuştum ve daha sonra serinin 2. kitabı olduğunu fark etmiştim ama yine de okurken zorluk çekmemiştim. Bu kitap da 4. kitabıydı sanırım bunda da zorlanmadım bir kopukluk yaşamadım. Bu kitap kesinlikle daha güzeldi. Rizzoli ve Isles’e bayıldım. Kitap zaten çok iyi aktı 00.00’da başladım 4 saat boyunca okudum sabah kalkıp bitirdim öyle düşünün. Sağlam bir olay örgüsüydü. Gerildim, heyecanlandım, elimden bırakamadım yani. Karakterlere gelirsek; burası spoiler olacak ama bizim Peder Prophy (aka Daniel)’e ne oldu ya? Gerçekten etkileyiciydi hatta ürperticiydi de -şüphelenmemiz içindi mutlaka- ama yine de ne oldu ona yani? Ballard da ürpertiyordu beni hep. Şüphelenmemiz gereken kişi yani Anna’yı öldüren kişi beklemediğim biri çıktı ne yalan söyleyeyim… Çok fazla spoiler vermek istemiyorum ama Maura’nın gerçek ailesinin gerçekleri beni şok etti. Annesi ve babası… Iy… O senin kuzenin kuzenin…. Her neyse okuyunca göreceksiniz ama başta da belirttiğim gibi hamile iseniz bu kitabı erteleyin kesinlikle psikolojik olarak çok etkilenebilirsiniz çünkü kitabın vurucu noktalarından biri. Onun dışında Maura ve Rizzoli ve Mattie’nin güçlü durması, pes etmemesi çok güzeldi. Güçlü kadın karakter okumaya bayılıyorum. Kitabı bence çok seveceksiniz, gerilim-polisiye anlamında Grange’cıyımdır ama Tess’i de çok beğendim 2. kitabını okumuş olsam da. İyi okumalar herkese!!!