”Okumadan geçemediğim için okuyorum, sıkılsam da okuyorum. Düşünmek için okuyorum, hayran olmak için okuyorum, eğlenmek için okuyorum. Okuyup yoruluyorum. Dinlenmek için de gene okuyorum.”
Günümüzde başarı ve hırs peşinde koşan birçok insanın içlerinde hissettiği derin mutsuzluğun nedenlerinden birisi de sevdiklerine ayırmaları gereken vakti başkalarıyla mücadele etmek için harcamalarından kaynaklanıyor olabilir.
… Düşünsenize herkesin elinde cep telefonu ile zombileştiği bir ortamda siz tembelliğe karşı koyup mücadele ediyorsunuz. Neden? Çünkü farklısınız. Bu farklılığı hücrelerinizde hissettiğiniz an dopamin kendiliğinden salgılanmaya başlayacaktır.
Kendinize ya da çevrenize dikkat edin. Birçok insan telefonu artık tümüyle refleksel bir şekilde, neden yaptığını bilmeden eline almaktadır. Yani sanki kontrol sizde değil de telefonda gibidir. Zaten bağımlılık dediğimiz sürecin temel mekanizması da kontrolün yitirilmesi gerçeğine dayanır.
Sen yapmak, etmek, başarmak istemiyorsun ki.
Yapmış, etmiş, başarmış olmak istiyorsun. Göle gitmek değil, gölde olmak istiyorsun.
Sürekli bir yere gider gibi değil de bir yere varmış gibi yaşadığın için yorgunsun.
İlk baskısından sonraki ismi orjinal olarak, “Nil’de Ölüm” şeklinde çevirilmiş. Yazarın diğer okuduğum kitaplarına kıyasla daha uzundu. Nil Nehri’nde işlenen bir cinayetle başlayan ve sonrasında gelişen olayları konu alıyor.