”Okumadan geçemediğim için okuyorum, sıkılsam da okuyorum. Düşünmek için okuyorum, hayran olmak için okuyorum, eğlenmek için okuyorum. Okuyup yoruluyorum. Dinlenmek için de gene okuyorum.”
“Büyük Zelzele” başlıklı bölümle başlayan kitap büyük bir depremin ardından bir köyde yaşananları ve köydeki kötülüklerle mücadele eden iki kişinin hikayesini anlatıyor.
Sokak köpeklerinin düşünüldüğü kadar sokak çocuklarının düşünülmediği bir ülkede tam da bu konudan bahsetmiş yazar. Kitap kendini sokak çocuklarına adayan Esra’nın hikayesini anlatıyor.
Çocukken okuduğum kitapta hatırladığım kadarıyla hapishaneye düşen yazarın yaşadıkları anlatılıyordu. Eğer başka kitapla karıştırmıyorsam hapishanede farelerin olduğunu, yemeklerin içinden pislik çıktığını ve mahkumların gece farelerin kulağını yemelerinden korktuklarını net olarak hatırlıyorum.
Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde insanın yaratılışı ve kadının tarih içindeki gelişimi anlatılıyor. İkinci bölümde ise İslam dininde kadına verilen yer ve haklardan bahsediliyor. Son bölüm ise ise sosyal düzlemde kadından bahsediyor.
Bir kapıcı kızı olan Kiraz’ın babasının mesleğinden unutarak onu saklaması, kendini farklı göstermesi, zengin bir yaşam arayışı sonucunda yaşadıklarını anlatan bir kitap.