Hayatımız kekredir (acı-ekşi), karışıktır, meşakkatlidir... İyi de bu hayat vardır nihayet, onu yaşıyoruz ! Nefret ediyor, ıstırap çekiyor, ölüyoruz. Romancıya bu kadarı yetmez mi? Bir tek insanın kedere boğulduğu yerde romanın söyleyeceği çok şey vardır.
Ne diyordu Huzur'da ? "İnsan ömrü, zamanın fırınında alev alan bir kâğıt kadar çabuk yanıyor. Belki hayat... gülünç bir oyundur. Tam bir ümitsizlik içinde bir yığın 'karar kılıklı tereddüt' ve küçük, beyhude savunmalardır, hatta hülyadır...''