Dalya Ferecikli

Cevap arayan bilgili, soru arayan bilgedir.
Ne soruyorsak feneri o yöne tutarız. "Nerede beyaz var?" diyenin kırmızıyı bulma ihtimali azalır. "Hangi renkler var?" diyenin yelpazesi genişler. "Renk nedir?" diyenin buldukları ise rengin de ötesine gider. Soru ile zihni açabilir ve daraltabiliriz. Soru, zihnin dolaşacağı lokasyonu, gideceği güzergahı belirler.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam

Dalya Ferecikli

, bir kitabı okumaya başladı
Hilal Bebek
9/10 · 75 okunma

Dalya Ferecikli

, bir kitabı okumaya başladı
Viktor E. Frankl
8.2/10 · 51,4bin okunma
Uyumsuz Duvarlar
Kimi durumlarda neler düşündüğü konusunda bir soruya kişinin "hiç" yanıtı vermesi, bu yanıt içtense, boşluğun çok şeyler anlattığı, günlük devinimler zincirinin koptuğu, yüreğin kendisini yeniden düğümleyecek halkayı arayıp da bir türlü bulamadığı şu garip tinsel durumu belirtiyorsa, o zaman uyumsuzluğun ilk belirtisi gibidir. Dekorların yıkıldığı olur. Bıkkınlık, onu uyandırır.. Gerisi, bilinçsiz olarak yeniden zincire dönüş ya da kesin uyanıştır. Uyanışın ardından da sonuç gelir zamanla ;intihar ya da iyileşme. Tek başına ele alınınca, bıkkınlıkta tiksindirici bir şey vardır. Burada, iyi bir şey olduğu sonucunu çıkarmam gerekiyor. Çünkü her şey bilinçle başlar, her şey ancak onunla bir değer taşıyabilir. Basit bir "kaygı" her şeyin başlangıcındadır. Aynı biçimde ve donuk bir yaşamın bütün günlerinde, zaman alıp götürür bizi. Ama, bir gün gelir, bu kez de bizim zamanı taşımamız gerekir. Geleceğe dayanarak yaşarız: "yarın", "ileride", "iyi bir işim olunca", "yaşlandıkça anlarsın". Gene bir gün gelir, insan otuz yaşında olduğunu görür ya da söyler. Gençliğini belirtir böylece. Ama, aynı anda, zamana göre yerini de belirtir. Zamanın içinde yerini alır. Geçmesi gerektiğini söylediği bir eğrinin belirli bir anındadır. Zamanın malıdır, içinin ürperti ile dolması üzerine, en kötü düşmanı olarak görür onu. Yarını istiyordu hep, tüm benliğinin bundan kaçınması gerekirken, yarının gelmesini diliyordu. Etin bu başkaldırışı, uyumsuz budur işte. Bir basamak daha aşağı inildi mi, yabancılık başlayıverir: dünyanın "yoğun" olduğunu ayrımsamak... Her güzelliğin dibinde insan dışı bir şey yatar ve bu tepeler, gökyüzünün bu tatlılığı, bu ağaç dizileri kendilerine yüklediğimiz düşsel anlamı hemen o dakikada yitiriverir.. Bin yıllar ötesinden dünyanın ilkel düşmanlığı yükselir bize
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Reklam