Ama onlar, doymak ve uslanmak nedir bilmezler.
Herkesin gözü, bir ötekinin sahip olduğu şey üzerindedir. İçlerindeki o unmaz ukde, bir türlü yatıştırılamaz.
Boyuna tükenirler, eşyaya yönelirler, onu da tüketmek için. Kendi içlerinde bulamadıkları şeyi, eşyada bulma vehmi içindedirler. Bu yüzden, eşya, bir nihai amaç, bir sığınak görüntüsüne bürünmüştür onlar için. Tüketim amacıyla yapılan bu eşya üretimi vetiresinde, insan, eşyayı fethetmez, ona teslim olur. Baksanız eşyaya köledirler.
Niçin insanı değerlendirirken sarılıp sarmalanmış, kundaklanmış olarak bakıyorsunuz ona? O zaman hiç de kendinin olmayan yanlarını göstermiş, gerçek değerini verdirecek yanlarını saklamış olur. Aradığınız kılıcın değeridir, kının değil. Kınından çıkınca belki de beş para vermezsiniz kılıca.
İnsanı kendi değeriyle ölçmeli, süsü püsüyle değil.