F.A

Özal neoliberalizminin etkisini 1980'li yılların gençliğinde görebilirsiniz. O dönemde yetişenlerde istekler, beklentiler ve öncelikler sizin kuşağınıza göre farklılık gösteriyor. Olabilir, tabii ki. Örneğin sizin kuşağınız okuyan, merak eden bir kuşak. Ama 80 sonrası kuşakta okumak, bilgi sahibi olmak değil de her ne şekilde olursa olsun para kazanmanın daha önemli olduğu bir anlayış hâ-kim. Para getirmeyen bilgi ve uğraşlar gereksiz olarak görülüyor. Evet, katılıyorum sana. 1995'de, "Ey Özal Gençliği!'$ başlığıyla yazdığınız yazıda şunları söylüyorsunuz: "Ey Özal Gençliği! ... Sen, varligint 80 sonrasinin apolitiklestirilmis ortamina borçlusun. Partilerin ve derneklerin kapatıldığı, siyaset adına tek ve uğursuz bir sesin durmaksızın konuştuğu; sonrasında da gençlere, derneklere, sendikalara, özet olarak toplumun tüm sağlıklı güçlerine siyaset yapmanın yasaklandığı bir dönemin ürünüsün sen... Yurtseverlik, insan severlik, senin için içi boş kavramlardır. Felsefen, bir koyup beş almak, ne pahasına olursa olsun köşeyi dönebilmektir. Bu amaca ulaşmak için yapamayacağın alçaklık yoktur. 'Okumak' sözü, canını sıkar ve uykunu getirir. Renkli basına göz ucuyla bir bakar, bazen bir bulmaca çözmeye yeltenir, birkaç sözcükten sonra takılıp kalırsın. Futbol, borsa, marka, sana en çok heyecan veren sözcüklerdir." Çok güzel bulup, çıkarmışsın Okan. Bugün de aynı düşünüyorum.
Sayfa 139 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
siz legal bir parti olmaması nedeniyle TKP'de değil TiPte yer aldınız. Evet. TIP, Türkiye koşullarının, 1960 yılları koşullarının yarattiğı bir partiydi. Toplumun içinde maya tutmuştu. TKP hiçbir zaman illegaliteden kurtulamadı. Ozellikle de, 1951 tevkifatı sonrasında yurt dışı döneminde, Türkiye ile bağı kopmuş bir parti haline gel-di. Nitekim Almanya'da 1977'de karşılaştıklarımın da Türkiye ile bağlantısı kalmamıştı artık. Orada bir klik oluşturmuşlardı. TKP1i olmam mümkün değildi. TİP realitesini yaşamış biri olduğum için böyle bir illegaliteyi yadırgıyordum.
Sayfa 114 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
Ahmed Arif
O dönemde nerelerde buluşulurdu? Ahmed Arif’in sevdiği bir yer var mıydı? Biz genç şairler genellikle Buhara, Atak ya da Tavukçu meyhanelerinde buluşurduk; zaman zaman da TİP lokalinde. Ahmed Arifle meyhane muhabbetimiz yok denecek gibidir. Öncesini bilmem ama benim tanıdığım dönemin Ahmed Arif içen bir adam değildi, hatta pek dışarı çıkan bir adam da değildi, hele evlendikten ve geç sayılabilecek yaşta baba olduktan sonra hemen hiç dışarıda görünmezdi. Onu Çankaya'daki evinde ziyaret etmemizden memnun olur, çiğ köfte yapar, buzdolabında herhalde birkaç ayda, ancak bir kadehi eksilmiş rakısından ikram ederdi. 1968'de yedek subaylığımı tamamlamış, Ankara'ya dönmüştüm. Daha önce kısaca değinmiştim, Sıhhiye'de bir apartmanın giriş katındaki küçük bir dairede oturuyordum. Bütün gün şiir yazıyor, çeviriler yapıyordum. Yurt dışına çıkma arayışları öncesinde bir geçiş dönemiydi bu. Ahmed Arif orada birkaç kez ziyaretime geldi. Sohbetlerimiz genellikle şiir ve edebiyat üzerineydi. Sait Faik'le yakın dostluğundan söz ederdi. Yaşar Kemal en sevdiği dostlarındandı. Şiirinin Nâzım Hikmet şiiriyle yakınlığını konuştuğumuz bir gün, "O bir okyanustur, bense bir Kürt kaması..." dediğini bugünmüş gibi anımsıyorum. Bir kere, daha önceki yıllarda olmalı, Ulus'ta, biraz da çevreden uzaklaşarak, çalışmak için kiraladığım, sadece birkaç yakın birkaç arkadaşım dışında kimsenin bilmediği küçük pansiyon odasına uğradığındaki ayaküstü sohbetlerimizi ve ona o günlerde yazdığım, "Yeniden, Hüzünle" adlı şiirimi okuduğumu; birkaç kez de Kızılay'da, kitapevlerinin bulunduğu Zafer Pasajinda buluşmalarımızı anımsıyorum. Size okur muydu şiirlerini? Yalnızken ya da yakın çevreden birkaç arkadaşla birlikte onunla buluşmalarımızda şiirlerini okumasını isterdik. O da şiirlerinin değerini bilenlere
Sayfa 104 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
Şiir
Vedat Türkali'nin, A. Kadir'in', Hasan Izzettin Dinamo2nun, Ömer karuk Toprak53'ın etkileri? Bir yazınızda, "Onlardan da toplumdaki sınıtlar, sınıt mücadelesi gibi kavramları, yurtseverlik ve insanseverliğin sınıfsal temelleri olduğunu öğrendik," diyorsunuz. Doğru. Aslında burada sormak istediğim soru șu: Bu yönden bakıldığında 40 kuşağı sanki daha toplumcu, "İkinci Yenici"ler ise daha bireyci denilebilir mi? Kesinlikle öyle. Bizim karşı olduğumuz da oydu. 1940lı yıllar şairleri gerçekten çok net; barışçı, mücadeleci, yurtsever, toplumcu sairlerdir. Ve çok arı, yalın bir Türkçe kullanmışlardır. A. Kadir, Rıfat Ilgaz ve ustaları Nâzım Hikmet. Ve tabii ki Ahmed Arif. Onu da 40 kuşağı olarak sayabilir miyiz? Zira Ahmed Arif, 1927 doğumlu. Enver Gökçe (1920-1981), belki Arif Damar (1925- 2010)... Hepsi az çok 40 kuşağıdır. Nâzım, 40 kuşağının ustasıdır. Şairler dışında Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Ruhi Suyu da sayabiliriz belki. Onlar da 40 kuşağı... Tabii. 1940'1ı yılların çile çekmiş mücadele insanları bunlar. Sabahattin Ali özellikle... Açıkçası 1950 li yıllarda bu şailer unutul-tular. Biz, 1960'a ayak bastığımızda şir öyle bir noktaya gelmişti ki, biraz kapalı, biraz mecazımsı gibi. Sanki toplumsal bir sorumluluğu, işlevi olmayan...
Sayfa 101 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
İşsizdim. Bir gün, bir yerde arkadaşlarla otururken, Istanbul Şehir Tiyatrolarinda dramaturg kadrosu açıldığını duydum. Tiyatroyla ilgiliyim, yurt dışında çok oyun gördüm, Pariste de Mehmet Ulusoy'un başını çektiği tiyatro grubunun kurucularındandım. Yaşar Ağabey'i aradım, Yaşar Kemal'i. Dört yıl önce yurt dışına giderken bana hediye bilet bulan Yaşar Ağabey'e, "İs-tanbul Şehir Tiyatroları'nda dramaturg kadrosu açılmış. Aracı olursan, gidelim Muhsin Hoca'ya..." dedim. Bana, "Yarın, radyoevi önünde buluşalım!" dedi. Sabah erkendi. Bir de baktım Yaşar Ağabey dev gibi vücuduyla bekliyor. Birlikte Muhsin Hoca'ya gittik, beni hemen işe adı. Ve 1974'ten 12 Eylül 1980 darbesine kadar İstanbul Şehir Tiyat-rolarinda dramaturg olarak çalıştım. O, hayatımın edebiyat ve kültür alanında tiyatroyla iç içe yaşadığım gerçekten önemli bir dönemidir.
Sayfa 99 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu