Özal neoliberalizminin etkisini 1980'li yılların gençliğinde görebilirsiniz. O dönemde yetişenlerde istekler, beklentiler ve öncelikler sizin kuşağınıza göre farklılık gösteriyor.
Olabilir, tabii ki.
Örneğin sizin kuşağınız okuyan, merak eden bir kuşak. Ama 80 sonrası kuşakta okumak, bilgi sahibi olmak değil de her ne şekilde olursa olsun para kazanmanın daha önemli olduğu bir anlayış hâ-kim. Para getirmeyen bilgi ve uğraşlar gereksiz olarak görülüyor.
Evet, katılıyorum sana.
1995'de, "Ey Özal Gençliği!'$ başlığıyla yazdığınız yazıda şunları söylüyorsunuz:
"Ey Özal Gençliği!
... Sen, varligint 80 sonrasinin apolitiklestirilmis ortamina
borçlusun. Partilerin ve derneklerin kapatıldığı, siyaset adına tek ve uğursuz bir sesin durmaksızın konuştuğu; sonrasında da gençlere, derneklere, sendikalara, özet olarak toplumun tüm sağlıklı güçlerine siyaset yapmanın yasaklandığı bir dönemin ürünüsün sen...
Yurtseverlik, insan severlik, senin için içi boş kavramlardır.
Felsefen, bir koyup beş almak, ne pahasına olursa olsun köşeyi dönebilmektir. Bu amaca ulaşmak için yapamayacağın alçaklık yoktur. 'Okumak' sözü, canını sıkar ve uykunu getirir. Renkli basına göz ucuyla bir bakar, bazen bir bulmaca çözmeye yeltenir, birkaç sözcükten sonra takılıp kalırsın. Futbol, borsa, marka, sana en çok heyecan veren sözcüklerdir."
Çok güzel bulup, çıkarmışsın Okan. Bugün de aynı düşünüyorum.