F.A

Biraz evvel okuduğunuz şiirler mi? Evet, o şiirlerden daha çok olsun isterdim. Örneğin; "İki Ağıt' biliyorsun, ağıtların ilki Şiliyedir. Ikincisi, ilginç bir şiir. Biraz okuyayım sana. Tabii. "Sava'da Boğulan Türkler Bulundu" diye bir șiir... SAVA'DA BOĞULAN TÜRKLER BULUNDU Ben bunu hiç... Bilmiyordun değil mi? Hayır. Bu hangi olay üzerine? Bir gazete haberi: Sadece o kadar mı? Evet, küçücük bir gazete haberi vardı, ipuçlarını izleyerek ağıtı yazdım. Rakamlar yanlış değil. Ama morg bekçisini, balıkçıyı ko-nuşturdum, köylüyü konuşturdum. İtalya'ya çalışmaya mı gidiyorlarmış? Evet, çoluk çocuk ekmek peşinden gidiyorlar İtalya'ya. Bunu niye okudum? Ataol Behramoğlu deyince, "Aşk İki Kişiliktir" ya da "Ya-şadığımdan Öğrendiğim Bir Şey Var" akla geliyor. Ama toplumsal bir damarı vardır şiirlerimin. Bunları soruna cevap olarak okudum. Şimdi çalıştığım kitap; "Suçlusunuz"49 "Cumhuriyet"in birinci sayfasında her ay çıkan şiirlerimden oluşuyor.
Sayfa 96 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Pablo Neruda ile kaç kez görüştünüz? Bir kere. O dönemde fotoğraf çektirme olanağı yok. Ama güçli, derin bir izlenim bıraktı. Ben, genç bir adamdım, o ise büyükel-siydi. Ekilikte onunla görüşmeye giderken Fransızca iki kitabını götürdüm, onu imzaladı bana. Orada "Ataol'a ve acılı yurduna" diye Ispanyolca yazıyor. Bana burs önerisinde bulundu o görüşmemizde. Ben de "Bir tarafta Rusça, Fransızca ve İngilizce ile boğuşurken, bir de İspanyolcayı sokamam bu dillerin arasına.." dedim. İsmet Özeli önerdim. "Çok değerli genç bir arkadaşım, kuşakdaşım var," dedim. "Olur!" dedi. Fakat İsmet pasaport alamadı ve gidemedi. Belki de gitse hayatı bambaşka olurdu. Bilemiyorum.
Sayfa 82 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
Avusturya'nın Graz kentinde bir otelde kaldım. Hatta orada yazdığım bir şiir vardır. Yağmurlu bir geceydi: "Beyaz bir kadın gördüm, yorgundu Graz şehrinde Avusturya'da / Bir otelde çalışı yordu Graz şehrinde Avusturya'da." Parantez açmalıyım: O şiirin çok ilginç hikâyesi var. Sekiz dize yazıldı kaldı o dönemde. Yıllar sonra, geçen yıl (2020), yani elli yıl sonra uçakla Fransa'dan, kızımı ziyaretten dönüyordum. Uçakta, ekrandaki haritayı izliyordum. Grazın üzerinden geçiyorduk ki, aşağıda Graz şehrinin silueti de görünür gibi oldu. Üçüncü ve dördüncü kıtaları yazdım ve şiir tamamlandı. Yazımı yarım yüz yıl süren bir şiir oldu.
Sayfa 74 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
Şiir
Mustafa Balbay yazı dizisinde, Deniz Gezmişten bahsederken şunları söylemiş: "on dokuz yaşına girdiği 1966 yazında TİP Üsküdar İlçe Sekreteri, sonbaharında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiydi. Şür de çoktan girmişti hayatına. Nâzım Hikmet'in yanı sıra Ataol Behramoğlu, Cemal Süreya, Edip Cansever'in şiirlerini ezbere okuyordu." Deniz'in beni sevmesi çok normal. "Bir Gün Mutlaka" șiirimi 1965'te yazdığımı söylemiştim. Ali Özgentürk, İstanbul Üniversitesinin ana büyük kampüsündeki üst katlarından birinde, bahçede toplanan öğrencilere okumuş o şiiri, biliyorum. Muhtemelen Deniz de oradaydı. Deniz Gezmiş'in beni sevmemesi için bir neden yok. Bu kadar şiire yakın bir insanın, kültüre, edebiyata, sanata meraklı birinin, "Bir Gün Mutlaka"yı bilmemesi, Ataol Behramoğlunu tanımaması, hatta "Yıkılma Sakın"ı bilmemesi, en azından 1967'de mümkün değil. Ama Mustafa Balbay bunu nereden öğrendi? Bil-miyorum. Onu aradım ancak ulaşamadım.
Sayfa 67 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu
Bizler, (Tip) hele ki ilk seçimlerden aldığımız başarıyla, on beş milletvekilini arttırır, siyasi mücadeleyle yavaş yavaş ya da hızla devrime doğru gidilir inancını taşıyorduk. Seçim sistemini (milli bakiye) değiştirmeselerdi... Tabii, hayalmiş. Ama öbürü de hayalmiş. Nitekim askeri darbeler birbirini izledi. 12 Mart oldu, ondan sonra 12 Eylül yaşandı. Hepsi hüsrana uğradılar maalesef. Doğan Avcıoğlu da Mihri Belli de. O ekibin tümü. Sonuçta, hepimiz hüsrana uğradık.
Sayfa 62 - Tekin yayınevi, 2025·Kitabı okudu