Artık tüm disiplinler düzenlendi, dil eğitimi kurumsallaştırıldı:
İnsanın bilmezse bilgelikten dem vurmasının utanç sayılacağı Yunanca, İbranice, Sümerce ve Latince yaygınlaştı; bunca önemli kitaba ulaşmamızı sağlayan
matbaacılık kullanılmaya başlandı; benim ömrü hayatımda ilahi bir esinle icat edilen matbaa, şeytani bir tahminle yaratılan topçuluğun aksi oldu.
Tüm dünya bilge insanlarla, fazlasıyla bilgili eğitmenlerle, çok önemli kütüphanelerle dolu; öyle ki, Platon'un ya da Cicero'nun ve hatta
Papinianus,un zamanında bile şimdiki kadar kolay eğitim almak mümkün değildi ve artık, Minerva'nın atölyesinde iyice pişmeden halk arasına çıkmak, toplum içine karışmamak gerekiyor. Bugün doktorlardan ve benim zamanımın eğitmenlerinden ,çok daha bilgili haydutlar, cellatlar, askerler, seyislerle karşılaşıyorum. Ne diyeyim? Artık daha iyi olan eğitime bu parıltıyı ve beklenmedik desteği kadınlar ve kızlar kattı. Öyle bir duruma gelindi ki, şu yaşımda Yunanca öğrenmek zorunda kalıyorum. Aslında Cato gibi aşağılamamıştım ama genç yaşımda keşfedecek boş zamanım da olmamıştı. Yaradanım Tanrı'nın beni yanına çağıracağı ve bu dünyayı terk etmemi emredeceği zamanı beklerken, Plutarkhos'un Epistulae Morales'ini,
Platon'un o güzel Diyaloglar'ını, Pausanias'ın Monuemens'ini ve Athenaeus'un Antiquitez'ini okumaktan keyif alıyorum.
İşte bu nedenle oğlum, gençliğini bilgi ve erdem konusunda iyice ilerlemeye adamanı istiyorum. Paris'tesin. Eğitmenin Epistemon'a sahipsin. Doğrudan kendi sesinden eğitim aldığın bir adamla övgüye değer örnek bir şehir, seni
eğitecek güce sahiptir.
Dilleri mükemmelen öğrendiğini işitiyorum ve mutlaka öğrenmeni istiyorum: Öncelikle Quintilian'ın da dilediği gibi Yunanca, ikinci olarak Latince, ondan sonra da edebiyatın azizleri için İbranice, Sümerce ve yine aynı