F.A

Aziz Thomas'a göre, dünyanın sonu geldiğinde her şey yerini bulacak, hareket ve metamorfoz, dolayısıyla da doğum ve dekadans sona erecektir: Kozmozun bu dinlenme anında ebedi barış sağlanacak, İsa 'nın ikinci kez dünyaya gelişi yaşanacaktır. İnsan artık yozlaşmayacağından, Tanrı'nın da insan soyunu daha iyiye götürmek için yeni insanlar yaratmasına gerek kalmayacaktır.(ç. n . )
Sayfa 50·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Peki, siz Parisli öğrenciler neyle vakit geçirirsiniz?" Öğrenci cevap verdi: "Sequan'da karanlıktan şafağa geçirgenleşiriz, kadranik kenti deambule ederiz, latinik verbosinasyonu gerçekleştirir ve amorabanlara benzeşimcesine cinsilatifin omnijugal, omniformal ve omnigenal faydalarını kapsaşınz. Tanrısal mabadlarımızı lunaparklarda gezdirir ve Venüs hazzının doruklarında, organımsı hazinemizi arnika! meretriküllerin utanılası yerlerinde dolandırırız. Sonra Çam Kozalağı, Şato, Madlen ve Dişi Katır gibi şanımıza yaraşır tavernalarda dolaşır, petrosille perfore edilmiş malaları güzelce bir parlatırız. Olur ya, keselerimizdeki zenginlikte bir kıtlık başgöstermiş, o ferruginal metalden mahrum kalmışlarsa, masraf paylarımızı çıkarmak için kendi kanunlarımızı uygular, gerekirse ceketlerimizi rehine verir, yurtsever Lare ve Penates'den gelen elyazmalannı araklarız."48 Bu sözler üzerine Pantagruel, "Lanet olsun, bu nasıl bir dil? Ne bu, sapık filan mısın?" dedi.
Sayfa 36·Kitabı okudu
"Pictoribus atque Poetis, "Şairler de ressamlar kadar gözüpeklik gösterecek gücü bulmuştur." HORATIUS Yani ressamlar ve şairler istediklerini istedikleri gibi tasvir etme özgürlüğüne sahipti.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Ben bu ülkede hepimizin birer yılkı olduğunu düşünüyorum. Özellikle de İstanbul başlı başına bir yılkı kenti...
Sayfa 30 - Kronik·Kitabı okudu
Hekimlik de başlı başına bir öğretmendir. Alanda bir başı- na, hastanla kafa kafaya geldiğin bir meslektir. Taşrada hekim- lik daha da tuhaf ve zordur. Alet yok, edevat yok, tek başınasın, akıl danışacağın kimse yok, sığınacağın bir merkez yok. Sanki kocaman gezegenin ortasında bir başınasın ve birinin ölüm kalım meselesi seni bekliyor... Baş edeceksin. Bazen korkak ve çaresizsin. Bu hâl insanı çok büyütüyor. Ondan sonra "Bana bir şey olmaz ki..." diyorsun. Biraz dinlemeye başlıyorsun. Cesaret geliyor. O meşhur lafa benziyor sanki; "Öldürmeyen şey seni güçlendiriyor." Ne görürsen gör, neye tanık olursan ol, "Ben onun daha acayibini yaşadım, ne olacak ki..." diyor- sun. İyi cerrahlar, iyi hekimler, iyi operatörler hep böyledir.
Sayfa 29 - Kronik·Kitabı okudu