Bu kitap o kadar güzel kurgulanmış, o kadar güzel anlatılmış bir hikayeye sahip ki 7.6 puanda kalmış olması neredeyse fiziken canımı yakıyor! Bununla ilgili okuyucu arkadaşlarıma bilahare bir iki sözüm olacak; ancak önce kitabı güzellemeliyim:
Bu kitap bence enfes bir distopyadır, neden böyle düşündüğümü daha aşağılarda söyleyeceğim çünkü sebebi spoiler niteliği taşıyacaktır. Bu canım kitap ilk sayfalarda kafanızı karıştırabilecek bir kitap, ne oluyor yahu diye dönüp dönüp okumak değil devam etmek gerek anlamak için. En sevdiğim anlatım tiplerinden biri ana karakterle birlikte anlamayı, öğrenmeyi deyim yerindeyse karakterle birlikte olayı yaşıyor gibi hissetmeyi sağlayanlardır ki bu kitap kesinlikle onlardan biri! Lorimer'in kafası ne kadar karışıksa sizin de o kadar karışık halde giriş yaparsınız hikayeye ve Lorimer olayı çözümlerken beraber çözümlersiniz zihniniz birlikte aydınlanır. Normalde de empati kurmaya alışık bir insansanız kitabın içine girmemeniz hikayenin içine çekilmemeniz mümkün değil! Netekim Lorimer ile birlikte yürümek aşırı keyifli azizim, okuyunuz!
Bu arada tavsiyem önsözü hikayeyi okuduktan sonra okumanızdır.
Buradan sonrası spoiler niteliği taşıyacaktır bilginize, kitabı henüz okumadıysanız burada bırakın çünkü kitap sürprizleriyle güzel, beni okumasanız da olur :).
Bir kadın olarak kitabın feminist ütopya olarak pazarlanmasını da algılanmasını da ben kafamda bir yere oturtamıyorum. Feminizm erkek karşıtlığı değildir, kadın haklarını savunmayı erkek düşmanlığı olarak görmeyi reddediyorum! Erkek diye bir türün kalmadığı, kadınların türetilerek çoğaltıldığı, ortada hiçbir çeşitliliğin, bilinmezlik heyecanının kalmadığı bir dünya geleceği tasarısını ben ütopya olarak göremiyorum! Kadınların erkeklerle eşit olduğu bir hikayeyi okuduğum gün buna