Ömer Çopur

İslam rab anlayışının özü
Bu inanç sisteminin çekiciliğinin, eksiksizliğinin, tutarlılığının ve içerdiği ger-çeğin yalınlığının, bütün bu özelliklerin gerek kalb ve gerekse akıl tarafından açıkça kavranabilmeleri, dolaysızca algılanabilmeleri için cahiliye döneminin çeşitli inançlardan, düşünce akımlarından, masallardan, felsefi spekülasyonlardan oluşmuş koyu bulut katmanlarının ve özellikle gerçek Allah kavramı ile O'nunla yaratıklar arasındaki ilişkinin iyi incelenmesi gerekir. O zaman İslâm inancının bir rahmet olduğu meydana çıkar. Hem kalb ve hem de akıl hesabına bir rahmet... Çekicilik, yalınlık, belirginlik, tutarlılık, akla yatkınlık, aşinalık, fıtrî yapı ile dolaysız ve köklü bir uyum içeren bir rahmet
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hamd âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur
İslâm'ın geldiği günlerde dünya, üstüste yığılmış çeşitli inanç, düşünce, masal, felsefe, kuruntu ve görüş bulutlarının egemenliği altında idi. Bu bulut katmanlarında hakk ile batıl, gerçek ile düzmece, din ile hurafe, felsefe ile masal biribirine karışmıştı. İnsan vicdanı bu koyu bulut katmanları altında, karanlıklar ve belirsizlikler içinde bocalıyor, bir türlü kesin gerçeği bulamıyordu. Sözünü ettiğimiz belirsiz, kesin bilgiden ve aydınlıktan yoksun çöl, insanın kendi ilahı, bu ilâhın sıfatları ve başta insan olmak üzere O'nunla yaratıkları arasındaki ilişkiler ile ilgili düşüncesini de çepeçevre kuşatmıştı. Oysa insan vicdanı, ilâhı ve bu ilâhın sıfatları hakkında belirgin bir inanca ve düşünceye varmadıkça ve sözünü ettiğimiz bu körlüğü, uçsuz-buçaksız düşünce çölünü ve koyu bulut katmanlarını aşarak kesin bir bilgiye ulaşmadıkça ne evren, ne kendi öz varlığı ve ne de yaşayacağı hayat tarzı konusunda istikrara kavuşabilirdi. Ancak insan, bu istikrarın ne kadar gerekli olduğunu anlayabilmek için öncelikle kendisi ile ışık arasını kapatan bulutların koyuluğunu görmesi ve İslâm geldiğinde kendisini ku-şatan çeşitli inanç düşünce, felsefe-masal ve kuruntular çölünün uçsuzluğunu farketmesi gerekiyordu.
Duanın cevabı
zeki bir kesim ise duanın, ihtiyacın giderildiğine işaret olmak üzere Allah tarafından belirlenmiş soyut bir alamet olduğunu söylemektedirler. Yani Allah'ın kulu dua etmeye muvaffak kılması, o kişinin ihtiyacının giderilmiş olduğuna dair bir alamettir/emaredir. Bu durum, kışın gördüğümüz soğuk ve kara bulutun yağmurun yağacağına delil/alamet olmasına benzemektedir.
Şimdi daha azgın
İlk Müslümanlar sun'i ihtişamlar, mağrur otoriteler ve cahilî düzen içerisinde insanların kulluk ettiği anlayışlara karşı çıkmışlardır. Cahiliye olgusu, tarihin sadece bir dönemine mahsus ve bir daha asla tekerrür etmeyecek bir olgu değildir. O, toplumun İslâm'dan her uzaklaşmasında geçmişte, şu anda ya da gelecekte meydana gelen bir durumdur.
Sayfa 200·Kitabı okudu
Cahiliyeye karşı duruşumuz
Sempati toplamak için İslâm'ı, olduğundan başka türlü göstermeye kalkışmamalıyız. Hiç kimsenin nefsani arzularını ve bâtıl görüşlerini okşamamalıyız. Gayet açık olarak insanlara şunları söylemeliyiz: "Yaşamakta olduğunuz cahili hayat murdardır; Allah Teâlâ sizi kendi zikriyle temizleyip arındırmayı diliyor. Sürdürdüğünüz yaşam biçimi bayağıdır; Allah sizi bundan kurtararak yüceltmek istiyor. Hayatınız, sıkıntı ve boşluktan oluşan ağır bir yükten ibarettir; O, bunu hafifletmek, sıkıntınızı gidererek sizi mutluluğa eriştirmek istiyor. İslâm, düşüncelerinizi, pratik ve değer yargılarınızı kökten değiştirmek suretiyle bugünkü yaşam biçiminizi kendiliğinizden terk ettirecek bambaşka, yepyeni bir yaşam biçimine kavuşturmak üzere gelmiştir. Bu din, sizi, doğu ve batıda görülen her çeşit insan pratiğini küçümseyeceğiniz bir mertebeye yükseltmek, bugün yeryüzünde hüküm süren değer yargılarından iğreneceğiniz bir düzeye çıkarmak istiyor. Düşmanlarınızın, yani İslâm düşmanlarının, bu yaşam biçiminin temsil edilmemesi ve bu dinin öğretilerinin hayata geçirilip canlı bir şahid kazanmaması için çıkardıkla rı engellerden ötürü İslâm'ın getirdiği ilâhî kaynaklı yaşam biçimini göremeyebilirsiniz. Elhamdülillah biz, Kur'ân'ımız, şeriatımız, tarihimiz ve geleceğinde asla şüphe etmediğimiz aydınlık istikbale ilişkin düşüncelerimiz sayesinde vicdan-larımızda ifade bulmakta olduğunu görüyor ve canlı bir şekilde hissediyoruz.
Sayfa 183·Kitabı okudu