Kendisi hakkında dergiler okudu, buralarda yayımlanan kişisel portrelerini, kişiliğinin bu portrelerle ortak bir yanını bulamayacak kadar inceledi. O yaşamış, heyecan duymuş, sevmiş bir adamd ; yasamdaki insanı zaaflara karşı hoşgörülü ve rahat davranmış, baş kasaralarda hizmet etmiş, yabancı topraklarda gezmiş ve eski dövüş günlerinde kendi çetesinin liderligini yapmıştı. O bir halk kütüphanesindeki binlerce kitap karşısında önce afallayan sonra bu kitapların içinden kendi yolunu bulup ustalaşan adamdı; gece yarısı gaz lambası yakan, yatağa mahmuzla giren ve kendisi de kitaplar yazan bir adam. Ama bütün sürünün beslemeye davrandığı o muazzam iştahın şahini olan kişi değildi asla...