Ömer şenol

Ömer şenol
@Omersenol
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
Bilindiği üzere Gogol rus edebiyatının ilk büyük roman, öykü ve tiyatro yazarı ve aynı zamanda Rus realizmininde kurucusudur. diğer tüm eserlerinde olduğu gibi ölü canlar romanıda realizmin etkisinde yazdığı pek aşikardır. Yazar romanında 19.yy rusyasının çarlık monarşisini toplumsal çürümüşlüğü, toplumsal yapının bozukluğunu ve ahlaki çürümüşlüğü yer yer alaycı bir dille ele alıp müthiş tespitlerle tamamlamıştır. Gogol, Ölü Canlar romanında karakterlerin ikiyüzlülüğü, rüşvetçilik, sahtekarlık ve ahlaki yozlaşma gibi olumsuz özelliklerini göstererek, Rus toplumunda var olan çürümüşlüğü eleştirir. Romanın ana karakteri Çiçikov, ölü insanların isimlerini satın alarak hayali bir servet yaratmaya çalışır. Bu karakter ve çevresindeki diğer karakterler, toplumsal değerlerin çarpıtıldığı, adaletsizlik ve rüşvetin yaygın olduğu dönemin rusyasını net bir şekilde ortaya koymuştur.Gogol bu eserlerinde mizahi bir üslup kullanarak kokuşmuş olmakta olan rus toplumunu ironik bir şekilde betimlerken okuyucuya, toplumsal sorunları ve insanların içinde bulunduğu ahlaki krizi fark ettirmek adına satır aralarında bolca mesaj vermektedir. Gogol romanında çürümüşlüğü ve aymazlığı eleştirirken aynı zamanda insan doğasının karmaşıklığını da gözler önüne serip bireyin iç hesaplaşması ve insanın yozlaşması gibi temaları zihin işçiliğiyle ustalıkla bizlerin önüne sermektende geri durmamış ve romanın büyük bir bölümünde sorgulama ve düşünme fırsatınıda vermiştir.
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · Bora Yayıncılık · 200929,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·124 syf.··
2022 1. kitabı
Godot'yu Beklerken - İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair. Samuel Beckett'ın 1949 yılında Fransızca olarak yazılan ve ilk kez 1953'te Paris'te sahnelenen ünlü eseridir. Samuel Beckett’in ‘absürt tiyatro’ olarak sınıflandırılan eseri Godot’yu Beklerken, Godot gibi bir belirsizliği ve Beklemek gibi gelecek zamana ait, ancak şimdide gerçekleştirilen bir eylemi adında gizlemektedir. Bu iki gizin yan yana gelmesiyle oluşan başlık, oyunun varoluş ile zaman arasındaki görünmez bağın peşine düşeceğini işaret eder. Nitekim oyunda zamanın bazen bir yanılgı olduğu hissi uyandırılmış, bazen de ufak değişimlerle ağır aksak da olsa ilerlediği hissettirilmiştir. II. Dünya Savaşı’nın yol açtığı kitlesel bezginlik amaçdan, anlamdan, coğrafyadan, geçmişten ve dahi gelecekten münezzeh bir bekleyişi sahneye getirmiştir. Yaşanan küresel kırgınlık, bir yandan yaşama sevincini törpülenmiş, bir yandan da her şeyin sil baştan sorgulanması ihtiyacı uyandırarak yeni bir hikâyenin habercisi olmuştur. Godot’yu Beklerken, tarihin böyle bir kesitinde, çıplak hakikatle yüzleşmenin getirdiği yıkımın içerisinden çıkmış bir eserdir. Samuel Beckett, bu eserinde ortalama üç çeyrek asırla ifade edilen insan ömrünü iki perdelik bir oyunla anlatmaktadır. Dünün, bugünün ve yarının birbirinden farklı olmadığı gerçeği ısrarla düşündürülen oyunda ‘ömür’ olarak ifade edilen sürenin adeta bir yanılsama olduğu hissi uyandırılır. İnsan ömründe acımasız bir şekilde işlediği zannedilen zaman, bu oyunda kendini kaybetmiş durumda, avare ve bitap bir tasvirle zihinlerde belirir. Hareketin iki bileşeni zaman ve mekân, insan zihniyle artık tanınmayacak derecede anlam kaybına uğratılmıştır. Yapılan tek hareket ‘beklemek’; zaman yalnızca ‘şimdi’, mekân ise daima bir ağacın altıdır. Diyaloglar saçma gibi
Edebiyat
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
6/10
·111 syf.··
2020 14. kitabı
Kitabın ana karekteri Zebercet dünyaya yabancılaşmış, biraz hastalıklı bir karakter. Ömrünün 10 yılı baba yadigarı sayılabilecek Anayurt Oteli’ni işleterek geçmiş. Nadiren dışarı çıkmış, sinemaya bile en son 10 yıl önce gitmiş kahramanımız. Hatta öyle ki yaşadığı yer bir kasaba olmasına rağmen dışarı çıktığında hiç kimse tanımıyor onu, böylece herkesle başka biri olabiliyor kahramanımız. Zebercet’in tekdüze günleri, gecikmeli Ankara treniyle otele gelen kadınla saplantılı bir bekleyiş halini alıyor. Sadece 1 gün kalan bu adını bile bilmediği kadını hasretle bekliyor. Zebercet, sapkın cinsel arzuları olan bir karakter. Kadın, erkek, insan, hayvan onun için pek fark etmiyor. Bu yüzden kitabın büyük bölümünde Zebercet’in cinsel arzularını ve bu arzularını tatminini okuyoruz. Öyle ki artık rahatsız edici bir boyut kazanıyor. Ben kendi adıma kitaptan aradığımı bulamadım. Zebercet’te iyi malzeme olduğu ve daha iyi değerlendirilebilecek bir karakter olduğu kanısındayım.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201737,1bin okunma