“Kirli bir ırmaktır insan. Kirli bir ırmağı içine alıp da bozulmadan kalmak için zaten bir deniz olmak gerekir.”
Mevcut durumda hayatlarımız ‘kirli bir ırmak’tır. Kirlidir çünkü doğru ve yanlış, ahlaklı ve ahlaksız, iyi ve kötü olan ne varsa; o bize ait değildir. Yaşamımız bize ait değildir. Şöyle der Zerdüşt: “Daha beşikte bile ağır sözler ve değerler verilir bize: ‘iyi’ ve ‘kötü’ sözcükleriyle böyle adlandırır kendini bu çeyiz.” Kuracağımız yalnızca bize ait olan ve bizim değerlerimiz ve arzularımızla dolup taşacak olan dünyada hayatlarımız ‘deniz’ olacaktır. Bengi dönüş bu yola ışık tutacaktır. Artık seçimimiz ‘arzuladığımız gibi yaşamak’tan yana olacaktır…
Kimileri Nietzsche'nin bengi dönüşünü 'amor fati' ile bağdaştırarak 'yaşanılan her şeyi kabullenme, kadercilik' anlamlarına getirmektedir. Ben bengi dönüşün ardında yatan ana fikrin böyle bir eylemsizlik ve boyun eğme değil, tam tersine eyleme geçme çağrısı olduğunu düşünüyorum. Bu çağrı hayatlarımızın iplerini kendi elimize almamıza, üstinsan olmamıza yapılan bir çağrıdır.