Tüm tarihsel sürecin içinde kalp ile değil yani duygusal boyutta değil beyin ile yani mantıksal boyutta hareket edip buna göre karar verilmesi gerektiği yüksek sesle dile getirildi özellikle bunu dile getirenler bilgin kişilerdi ve buda bu söylemin doğruluk payını arttırıyordu. Ancak son dönemlerde beynin karar verme sürecinde aktif hale gelen bazı fonksiyonların neredeyse benzerinin kalptede de olduğu keşfedildi buda aslında karar verme süreci sadece beyin ile değil kalp ile de mantıksal çerçevede verildiğinin göstergesidir. Bu dehşet verici aynı zamanda muazzam bilgi değişikliğinden sonra kendi doğrularını bağırarak savunanların azalacağını umut ediyorum.😉
Bazen;
Tutmak istediğin dal kırılır,
Görmek istediğin yüzler kaybolur,
Duyacak kulaklar bulamazsın haykırışlarına
Üzülme;
Sabret,
Kırık yerden de filizlenir dallar.
Yeni yüzler güleçlenir gözüne.
Cevap bulursun sesine.
Ve kıymet bil,
Yeni,
Tutacağınin,
Gülen yuzlerin,
Dingin seslerin.
Ve yeni kendinin kıymetini bil.
İnsanlığın doyumsuz, mukemmel olma anlayışı ve merakı; hem bireysel hem de toplumsal sorunları besleyen ciddi damarları haline geldi. Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir insan, daha iyi bir baba, daha iyi bir eş, daha güzel bir iş ve daha daha daha.
Bunların yanında eksikliğin ve kusurun güzelliğini görememe eklenince bahsedilen damarların besledikleri duygular daha fazla kök salmakta. Gözleri görmemesi degil, kusurların güzelliğini görme yetisi Aşık Veyseli oluşturdu. Çocukları mükemmel olduğu için değil, kusurlari ve eksikleri de güzel gördüğü icin Anne ve Anneligin merhameti oluştu. Testideki çatlak suyun taşınmasını engelleyebilir ancak onu daha çirkin yapmaz.
Her iyi oluşun daha ötesinde bir iyi oluş vardır ve bu kendinden önceki iyi oluşları kusurlu hale getirir. O vakit ya daha iyi oluşların peşine düşüp harap olacaksın ya da eksik ve kusurlardaki güzelliği göreceksin.
Hayat; Yaşamayı planladığımiz şeyleri yaşamamız değil onları arama çabamizdir.
Ve bu çaba için karalar bağlamak yerine bu çabanın içini doldurmak ve bundan tat almak gerekir.
Amaca ulaşmanın verdiği tat aslında o şeyi elde etmekten geçmiyor o amaca ulaşana kadar verdiğimiz çabanın niteliğinden geçiyor.