Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda İstiklal uğrunda, namus yolunda Can veren Mehmed'in yattığı yerdir. Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed'in düşmanı boğduğu sele Mübarek kanının akıttığı yerdir. Düşün ki, haşrolan kan, kemik eti Yaptığı bu tümsek, amansız çetin Bir harbin sonunda bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Bir zamanların en saygın mesleklerinden biriydi öğretmenlik. En serserimiz bile nerde görsek önümüzü ilikler, saygıda kusur etmezdik. Bilgi demekti öğretmen, ilerleme, gelişme demekti. Eti senin kemiği benim ( tam olarak taraftarı olmasam da) anlaşıyı ile teslim edilirdi öğrenciler öğretmenlere. Zira güven demekti öğretmen. Bugün ise, en küçük fırsatta ( tatilde, maaş konusunda) linçlenen, her gelen bakan tarafından itibarsızlaştıran, öğrenciler tarafından her gün zorbalığa maruz bırakılan, giderek değersizleştirilen bir mesleğe dönüştürdük el birliği ile. En nihayetinde okullarda öğretmeni öldürür de olduk... Eğitim yuvasında cinayet işler olduk! Bu çürüme bir gün her birimize dokunacak. Toplumumuzun iliklerine yavaş yavaş sinip bizi değerlerden, vicdandan, insani duygulardan yoksun birer ucubeye çevirecek. Giderek dilimize daha çok yerleşen küfür vicdanmıza sirayet edecek. Buna dur demek için her birimiz sorumluluk almalı, kendimizi, ailemizi, çocuklarımızı eğitmeliyiz. Geleceğimizi gözetmeliyiz.
"Evrenin Ruhu, bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şeye değer biçer. Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz. Düşümüzü gerçekleştirmemizin yanı sıra, ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri de iyice öğrenmemizi ister. Ama insanların çoğunluğu, işte bu anda vazgeçerler."