Birkaç büyük şehrimizi dolduran ve dünyayı oradan ibaret sananlar bu kasabalara geldikleri zaman, ne kadar ayrı bir âlemin insanları olduklarını anlarlar. Kendileri için ehemmiyetli olan birtakım şeylerin buralarda adının bile anılmadığını, senelerin burada ancak resmi birkaç binada ve kahvenin mermer masasının üzerinde çay lekeleriyle yatan bir iki gazetede yürüdüğünü, yaylı arabanın yerini tutan otomobilin, küçük bir daire üzerinde ağır ağır dönen hayatta bir değişiklik yapmadığını fark edince şaşırır ve hemen kaçmak isterler.
Dünyanın en gereksiz, en işe yaramaz adamını alın, bir gişe memuru yapın. Kendini önemli biri zannedip hemen sizi kendisinden aşağı görmeye başlayacaktır.
Utanç duymak bir insanın gönlünde şerefli bir yaşam sürme arzusu olduğunu gösterir; acı da iyi bir duygudur, çünkü incinen kısmın henüz çürümemiş olduğunu gösterir.
Baruch Spinoza
Çocuğun çevresindekiler çocuğun kim olduğuna, onun gönlünün muradına, ne istediğine saygı göstermezlerse 'sevgi' içi boş bir laftan ibaret kalır. O nedenle anababa-çocuk, öğretmen-öğrenci, yöneten-yönetilen ilişkisinde olması gereken önkoşul 'saygı'dır. Saygı olmadan sevgi hayata geçemez.
...sevginin tanımında dikkate alınacak iki koşul vardır:
1. İnsanı olduğu gibi kabul etmek,
2. Olduğu gibi kabul ettiği bu insanın mutlu olmasını istemek.