Uzun yorumlar yapmadan önce belirteyim. Kitap çok duygusal, okurken insanın içini paramparça eden bir kitap. Çok güçlü bir kalem çünkü yaşanmışlıkların tecrübesiyle yazıyor. Mutlaka okunması gereken bir kitap keza Bin Muhteşem Güneş kitabı da aynı şekilde mutlaka okunması gereken kitaplardan diye düşünüyorum.
Fakat bu kadar övgünün ardından eleştirilerimi de belirtmezsem rahat etmem.
Yazar Şii inanca sahip olduğu için kurguladığı hikayelerde bu inancın etkisinden çıkamadan yazıyor. Şiiler katledilen, gözünün yaşına bakılmayan ezilen bir grup olarak gösterilip karşısındaki inanç grubunu üstü kapalı olarak yerin dibine sokmaya çalışıyor. Taliban adı altında anlattıkları şeyler aslında Sünni inanca ait eleştiriler. Ki Talibanı tasvip etmem ama onu bile abartarak kötülüyor. Kurgu olduğu için iftira demek uygun olmaz. Ülkesini işgal eden Ruslar ve Amerikanlara tek kelime etmeyip. Her iki işgalde de onlarla savaşan insanlara bu kadar yüklenmek hakkaniyetli gelmedi bana. Üstelik eziliyor dediği Şii grupların ve kitabında göklere çıkardığı Amerika'nın Ortadoğuyu nasıl kan gölüne çevirdiğini görüyoruz. Yani hakkaniyetli bir bakış açısıyla yazılmamış, amerikan bayrağı altında yazılmış, bazı kaygıları giderme yolunu seçmiş bir kitap. Onun içindir ki Amerika'da bir çok ödül almış. Dünyanın fesat merkezi Amerikanın 11 Eylül saldırılarına da değinmesi, sonrasında talibanın fareler gibi deliklere kaçtığı gibi yalakalıklar dolu. Geçen yıllar Amerikayı oradan defolup gitmek zorunda bıraktı. Bu kuyruk acısıyla yeni bir kurgu yazıyordur muhtemelen.
Ama hikayesi dokunaklı bir kurgu. Okunması gereken bir kitap. Vicdan dürtülerimizin ayakta kalmasına yardımcı olabilecek bir kitap.
Saygı ve sevgiyle...
Allah var, olmalı. Şimdi dua edecek, O'na yakaracağım; bunca yıldır O'nu ihmal ettiğim, yalan söylediğim, ihanet ettiğim, hiçbir cezaya uğramadan, özgürce günah işlediğim için... bir de O'na, bunca zaman görmezden gelip şimdi sıkışınca, sırf ihtiyaçtan başvurduğum için beni bağışlamasını isteyeceğim. Kitabın söylediği kadar merhametli, verici ve rahim olduğu için O'na yalvardığımı açıklayacağım. Başımı eğiyor, yeri öpüyor, söz veriyorum: Zekat vereceğim, namaz kılacağım, Ramazan'da oruç tutacağım, Ramazan bittikten sonra da orucu sürdüreceğim. Kutsal kitabındaki hiçbir sözü unutmayacak, çöldeki o boğucu kente, hacca gidecek, Kabe'nin karşısında diz çökeceğim. Bütün bunları eksiksiz yapacak, bugünden başlayarak her gün O'nu düşüneceğim. Yeter ki duamı kabul etsin.
Bir Allah var, her zaman da vardı. O'nu burada, bu umutsuz, yılgın koridordaki insanların gözlerinde görebiliyorum. Burası Allah'ın gerçek evi; O'nu kaybedenler O'nu yine burada bulabilir. Göz kamaştırıcı ışıkları, göğe yükselen minareleriyle o beyaz camide değil.