Kocasından boşanmış 30 lı yaşlarında olan baş kahramanımız Mihrap ve dul annesinin mahalleli ile ve komşuları ile geçen hayatlarından bir kesittir.
Bir aslanın bile evcilleştiği bir mahalleden dışarı hiç çıkmayan Mihrap tam bir halk entellektüelidir.
Dertlerine hüzünlerine acılarına Sessiz kalmış yahut sessiz kalmaya zorlanmış doğal bir kaybedendir.
Romanı aslında belirli bir konusu yok sayılır.
Kahramanların bölümler halinde başından geçenleri anlatan hikayeler bütünü diye tanımlayabiliriz romanı.
Ana kızın Ev hayatı, dayısı, şarkı yarışması, çalıştırdıkları dükkan, komşularının kocasının aldatma hikayesi, dükkan açılışları, bir diğer komşularının ölümü, okulda çalışan öğretmene aşık olma ve ilişki durumları, ana kızın hastane günleri, sevgiliye organ nakli derken tüm hayatlarına ortak oluyoruz.
Romanın sonlarında Hareketli , herkesi kucaklayan, neşeli , şakalar yapan deli dolu renkli kişilik Mihrap ın aslında yıllarca içinde biriktirdiği kusamadığı , akıtamadığı zehirlerin dışa vuruşlarına şahit oluyoruz.
Dalyana yazdığı mektup, karakola verdiği şikayet dilekçesi ve en önemlisi mahallenin evcilleştirilmiş Aslanı Şahin ile konuşmaları romanın en güzel kısımları.
Özellikle mahallede yaşayan aslan şahin figürü, sanki o mahallede bir aslanın bile aslanlığını kaybettiğini gözümüze sokuyor.
Tıpkı aslında son derece güçlü ve sorgulayıcı karakter olan Mihrabın, yıllar süresince komşularının aurasına teslim olması ya da teslim olmayı seçtiği gibi.
Kadın karakterlerin ağırlıkta olduğu roman 2000 li yılların başı ve 90 ların sonlarında geçiyor.
Romanda adı geçen şarkılar ile hayatından ipuçları aldığımız Mihrap istemediği evlilik yapmış ve aldatılmıştır.
Kız isteme sırasında pişirdiği kahveyi , bir ölü için kavrulan helvaya benzetmesi evliliğin nasıl başladığını gözler