Öner

Öner
Öğretmen
Lisans
Ankara/Düzce
Kırşehir, 20 Aralık
215 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Neydi bu dünyanın anlamı? Şaşkındım. Amaç neydi? Erişebilmek için ne yapabilirdik? Zorba’ya bakılırsa, insanın da, doğanın da amacı sevinçler yaratmaktı. Kimileri bunu “bir ruh yaratmak” diye belirtiyorlar. Sonuçta aynı şeyler bunlar. İyi ama, neden? Ne adına? Beden çözülüp dağılınca “ruh” diyebileceğimiz bir şey kalacak mı geriye? Yoksa ölümsüzlük baharına duyduğumuz o sönmeyen özlemimiz mi gerçek olan? Hangisi doğru? Ölümsüz oluşumuz mu, yoksa o kısacık yaşamımız boyunca ölümsüz birtakım şeylerin buyruğunda kalışımız mı?
Sayfa 305 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uyku, sanki tehlike ânında bize, kaçma anlamında bir şey olarak görünüyordu; uyumaktan utanıyorduk.
Sayfa 302 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tarz zannederler biri ötekinden farklı olan çoraplarını, oysa sabahleyin çekmeceden eline ilk gelen iki tek çorabı geçirmişsindir ayağına. Aynı çift çorap aramaya üşendiğinden. Yıllardır aynı kıyafetleri giyersin, renkleri solsa da, içine biraz zor sığsan da. Neye isteğin ve gücün kalmıştır ki alışverişe olsun? Senden önce biri asansöre binerse ya merdivenleri kullanırsın ya da çömelip ayakkabı bağcıklarını iliklersin. Sırf yirmi saniye kadar bir başka insanla muhatap olmamak için... Ayakkabı bağcıklarını da ilikliyormuş rolü yapmazsın, sahiden çözülmüşlerdir de, önceden görmene rağmen eğilip bağlamaya üşenmişsindir. Çalan telefonlar kabusundur, cevap vermek istemezsin, zaten çoğu zaman da vermezsin. İlk yakalandığında neden telefonları açmadığını açıklamak zorunda kalırsın birilerine, kalp kırmamak için bir bahane uydurursun, inanmazlar ama inanmış gibi yaparlar, alışmışlardır artık bu haline. Güven vermeyen bir insana dönüşmüş olmak ne kötüdür. Önceden pek yalan söylemezdin. Şimdi insanlardan kaçmak için uydurduğun yalanları üst üste koysalar, petrolcü Arapların diktiği gökdelenlerle yarışır. Önceden isyan ederdin, bir şeyler anlatabileceğini düşünüp mücadele ederdin. Sonra bir nefret etme dönemine girdin, asla anlatamayacağını gördüğün için çaresiz bir sinirle etrafına saldırmaya başladın. Şimdiyse, hiçbir önemi kalmamıştır. Değil mücadele etmek, nefret etmeye bile değer görmeyecek kadar boşvermişsindir. Artık kabullenmişsindir. Büyüdüğünden ya da olgunlaştığından değil. Boşverdiğin için kabullenmişsindir. Önceden hayallerinin peşinden koşardın, çok da güzeldi hayallerin. Şimdi değil hayallerin için uğraşmak, asgari sorumluluklarını bile yerine getirmezsin. İşe yaramazlığını artık içselleştirmişsindir. O kadar işe yaramaz hissedersin ki, annenin yanında
Duygu ve Düşünce
“İnsan bu demektir,” diye düşünüyordum. Acı duyduğu zaman, gerçek iri gözyaşları döken. sevinirken de sevincini, ince, metafizik eleklerden geçirerek onu boşuna harcamayan , sıcakkanlı ve sağlam kemikli insan!
Sayfa 282 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
“Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma! Tanrı, baş şeytandan çok, yarım şeytandan iğrenir!
Sayfa 261 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı