Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda bir roman değil, bir insan tanımış gibi hissedersiniz. Victor Hugo’nun Sefiller’i işte tam da böyle bir kitap. Sadece bir dönemi değil, insan ruhunun derinliklerini, insan hayatındaki ahlaki dilemmaları gözler önüne seriyor.
Okurken sık sık düşündüm: Bir insan gerçekten değişebilir mi ? Jean Valjean, bu sorunun ete kemiğe bürünmüş hâliydi bu temada. Bir parça ekmek çaldığı için yıllarca cezaevinde yatan bir adamın, iç çatışmaları ile nasıl kendi yolunu bulduğunu izlemekti bu kitabı okumak.
Jean Valjean'ın hikayesini yanında Fantine’in çaresizliği, yoksulluğun insan onurunu nasıl çiğnediğini görüyoruz. Javert 'in kanunlar , adalet ve insan vicdanı arasındaki ikilemlerini okuyoruz.
Cosette’in masumluğu, Marius’un idealizmi, Gavroche’un küçücük bedenine sığan kocaman cesareti… Hepsinin hikayesi sizi içine çekiyor , her biri bir fikir, bir duygu, bir ayna oluyor insan yaşamına...
Kaliteli bir anlatım ,güçlü bir hikayenin yanında kitabın olumsuz yönü ise oldukça uzun anlatımları , betimlemeleri , bazı yerleri atlayarak okudum. 50 sayfa Jean Valjean'ın iç çatışmasını okuduğunuz oluyor. Klasik kitapların tek olumsuz yönü de bu herhalde. Keşke bu kadar uzatılmış olmasaydı. Bir hayat öyküsünü okumak değil de yaşamak isteyenlere tavsiye ediyorum.