...işin yoksa gül sen. Ben de, senin güldüğüne gülüyorum, böylece de dünyada gülmenin sonu gelmiyor. Her insanın kendi deliliği vardır bana da öyle geliyor ki, en büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır.
Her şey aynı; karım olsa da, olmasa da, namuslu ve namussuz olsam da, bey ya da hamal olsam da; yalnız canlı ya da ölü oluşumun önemi var. Beni Şeytan ya da Tanrı alırsa (Ne diyeyim patron, sanırım arada fark yok!) gebereceğim, pis kokulu bir leş olacağım, dünyayı kokutacağım ve bu dünya, boğulmamak için beni bir yere saklamak zorunda kalacak.
Sanat, gerçekte, bir büyü oyunudur. İçimizde pusuya yatmış karanlık güçler oturmaktadır; öldürmek, yıkmak, öç almak, saldırmak için her zalimce davranışımızda, sanat tatlı flütüyle gelip bizi kurtarıyor.
Onu içimden çıkarmam, üzerine sözcüklerin ağını atıp atıp yakalamam, kurtulmam için benzetişler ve büyülü seslerle kendisine birçok yeminler etmem, baştan çıkarmam gerek diye düşündüm.