İnsan zihni, bilmediğini genellikle tehlikeli sanır. Tanıdık olanı güvenli, yabancı olanı ise riskli olarak algılar.
Bu yüzden, gerçekten sevdiğin ve kendini adadığın bir şeyi yapmayı düşündüğünde, içinde bir korku ve acı dalgası yükselir — çünkü bu, bilinmeyene ve savunmasızlığa adım atmaktır.
Kötü hisler her zaman seni durdurması gereken işaretler değildir; bazen, seni gerçekten anlamlı ve dönüştürücü bir şeye yaklaştırdıklarının göstergesidir.
Bir şeyi yapmak istememek, onun karşısında kayıtsız kalmaktır.
Korku, aslında ilgidir.
Korktuğun şey, seni büyütecek ve dönüştürecek potansiyelin kapısını aralar.
Çünkü bilinmeyen, tehlike değil; keşfin başlangıcıdır.
“En iyi hayatını yaratmanın, ne istediğine karar verip ardından bunun peşinden gitmekle ilgili olduğunu sanıyorsun. Oysa gerçekte, seni neyin mutlu edeceğini öngörme konusunda psikolojik olarak yetersizsin. Beynin yalnızca bildiği şeyleri algılayabilir; dolayısıyla gelecekte ne istediğini seçtiğinde, aslında geçmişteki bir çözümü ya da ideali yeniden yaratıyorsun.
İşler istediğin gibi gitmediğinde, sadece geçmişte ‘arzu edilir’ olarak algıladığın bir şeyi yeniden yaratamadığın için kendini başarısız hissediyorsun. Oysa gerçekte, muhtemelen daha iyi ama sana yabancı bir şey yarattın ve beynin bunu sadece yabancı olduğu için ‘kötü’ olarak yorumladı.”
“Çoğu şey, olması gerektiği gibi olur.
Çoğu zaman reddedilmek, aslında yönünün değişmesidir.
Kapanan kapılar, köşede gizlenen zarardan seni korur.
Planlar bozulur çünkü daha iyileri yoldadır.
Yanlış insanlar geçip gider çünkü doğru olanlar sana yaklaşmaktadır.
Bu bakış açısını benimsediğinde özgürleşirsin.
Geçmişte yaşamaktan kurtulur, olmadı diye üzüldüğün şeylerin
aslında senin için en iyisi olduğunu fark edersin.”
“Aldatma, kandırma, zorbalık üzerine kurulmuş, ikiyüzlü ve nevrotik insan ilişkileri oyununa katılmayı reddeden her insan, sağlıklı kalmaya çalışan 'gerçek' biridir.”