"... Ve sorarsanız, bunlar içinde kalbimin kıymetlisi ağaçlardır. Büyüyüp boy atmaları bir ömür alır, yıkılıp devrilmeleri ise bir an ve dallarını meyvelerle bezeyip ödemedikçe diyetlerini, arkalarından ağlayan pek azdır."
Işığa duyduğu arzuydu onu başta yoldan çıkaran, ama kendi başına sahip çıkamayınca ona, ateş ve gazaptan geçip ağır ağır, müthiş bir yangına, Karanlığın içine girdi.
'Kim olduğunla ilgili hakikati öğrenmek istiyorsan adını bilen kimse kalmayana dek yürü. Seyahat büyük bir eşitleyici ve öğretmendir. İlaç kadar acı, ayna camı kadar zalimdir. Uzun bir yol sana kendini yüz yıl boyunca düşünmekten daha iyi anlatır.'
Gece geç saatlere kadar sohbet ettik. Gözükara davranmaktan kaçınarak ona karşı hislerimi dolaylı yollardan dile getirdim. Onun da aynı şekilde davrandığını hissettim, ama emin olamadım. Sanki eşlerin birkaç santim aralıklarla durdukları, fakat yetenekliyseler asla dokunmadıkları o karmakarışık Modeg saray danslarından birini yapıyorduk.
İşte sohbetimiz de böyleydi. Lakin yalnızca bize kılavuzluk edecek bir dokunuştan yoksun olmamakla kalmıyorduk, aynı zamanda garip bir sağırlığa da kapılmış gibiydik. Bu yüzden dikkatle dans ettik; üstelik de karşı tarafın hangi müziği dinlediğini, hattâ müzik dinleyip dinlemediğini dahi bilemeden.