“Yol” dedi biri.
Kim olduğunu hatırlamıyorum.
Kelime ağzımda büyüdü.
Çiğneyemedim.
Yuttum.
Boğazımda kaldı,
oradan içime indi.
Yol dediğin şey
bende ilerlemedi;
yerleşti.
Bazı cümleler var,
insan ayakta ölüyor.
Bedenim tren raylarının altına uzandı.
Geçen her şey üstümden geçti.
İçimden bir ses:
“Bu ne hal?” dedi.
Ama hissetmedi.
Hissetmemek kutsal bir şey gibi öğretildi bana.
Öğrendim.
Hep sarhoştum.
Sarhoşluk bir hâl değilmiş,
bir savunmaymış.
İçtim.
İçtikçe dünya kenarlarından yumuşadı.
Ayıklık tehlikeliydi.