Vasili çınarların altına geldi, eve girdi, ambarın kapısını açtı, kavanozlardan birini aldı, dışarıya çıktı, sedire oturdu, petekli balı hançeriyle alıp somun diliminin üstüne koydu. Bal ince bir kiraz çiçeği kokusuyla kokuyordu.
Ben boşa harcanmış bir ölümden bahsediyorum
Sen yalnızlıktan şikayet ediyorsun
Birşey söyleyeyim mi
Aslında herkes yalnız
Aslında herkes ölü
Aslında herkes haksız
Aslında hiçkimse yok
Aslında herşey yalan
Aslında bir ara senden nefret edeceğim
Aslında kelimeler zavallı
Aslında sussam ne güzel
Ertelenmiş bir intiharın yükü omuzlarımda
Haberin olsun
Ali Lidar
Ben gökyüzünde gördüğün o belki Büyükay'ım
Bilmiyorum belki de Demirkazık
Sen nereye bakıyorsun bilmiyorum
Yüzünü kubbeye çevirdiğinde
Ben senin o Dolunaya bakarken gördüğün hatalarınım
Korkmuyorum senden
Daha kuvvetli bak
O nazarınla beni oradan düşüremezsin
Ama sen her bana baktığında
Ben senin bilmem kaç ışık yılı uzağında olduğumu bilmeme rağmen
Ben senin Tanrı vesilesiyle
Gözlerindeyim