İşlerinin tabiatı gereği tacirler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, malların yanı sıra bilgiyi de taşıyorlardı. Önlerine çıkan her soruna çıkarlarına uygun bir çözüm bulmak gayesiyle yaklaşıyorlardı. Tacirler, eliyle gelişen bu pratik zeka bir bütün olarak kültüre de sirayet etmişti. Harvard'da çalışmalarını yürüten tarihçi Richard N. Frye bu duruma "ticari sekülerizm" ismini vermiştir. Asırlar sonra Müslümanlar birbirleriyle rekabet hâlindeki dört İslam mezhebinden birisini seçmek zorunda olduklarında Orta Asyalılar günlük meselelere en pratik çözümü getiren ve ticaretin mevcut kurallarına pek karışmayan Hanefiliği tercih etmişlerdi.