İstemli bellek, yani zekamıza ve gözlerimize ilişkin bellek, bize geçmişin kötü kopyalarından başka bir şey vermez; tıpkı kötü ressamlar tarafından yapılmış kötü
ilkbahar tablolanna benzer bunlar . . . Yaşamın güzel olduğuna inanmayız çünkü yaşadıklanmızı hatırlamayız, ama uzun zamandır unuttuğumuz bir kokuyu şöyle bir içimize çektik mi sarhoş olurveririz. Benzer biçimde, ölenleri artık sevmediğimizi sanırız ama kazara eski bir eldiven gözümüze çarpınca gözyaşlarına boğuluruz.