İnsanların çoğu, içlerindeki bayağı eğilimlerle mücadele etmeyi denemezler bile...Eski bir masalda, şeytanın farklı günahkarları baştan çıkarmak için yemlerini çeşitlendirmek zorunda kaldığı anlatılır: Tembeller için bunu yapmasına hiç gerek yok. Onlar en kaba yemleri bile yutarlar. Tutkular söz konusu olduğunda en yanıltıcı, en bön, en ipe sapa gelmez gerekçeleri bile kabullenmekte kimse onlar kadar aceleci davranmaz.
Hiçbir tembel hak edilmiş bir dinlenmenin keyfini çıkaramaz. Çünkü nasıl ki ısınmanın tadını almak için üşümek gerekiyorsa, dinlenmenin zevki de çalışmakla çıkar.
Huxley, ünlü bir metninde bizi satranç oyuncularına benzetir: Karşımızda en ufak hatamızı affetmeyen sabırlı ve acımasız bir rakip vardır ama bu rakip aynı zamanda iyi oyunculara karşı son derece cömert davranmaktadır. Bu rakip doğadır ve oyunun kurallarını bilmezden gelenin vay haline!
İrade görünüşte önemsiz bin bir eylem içinde çelikleşir."Yapılan her şey büyüme getirir."Madem büyük çabalar içinde değiliz, o zaman her an küçük çabaları kusursuz bir şekilde ve severek sarf etmeliyiz. Qui spernit modica paulatim decidet.*
*(Lat. Küçük şeyleri küçümseyen yavaş yavaş yok olur..
Zaman, özgürleşmemizin o değerli müttefiki, onu bizim için çalışmaya mecbur etmezsek, o dingin azmiyle aleyhimize işler. Zaferinden emin bir hükümran olan alışkanlık, hiç acelesi yokmuş gibi sinsice ilerler. Sanki biteviye yinelenen yavaş eylemlerin mucizevi etkisini bilmektedir.