Platon filozofların zorlanmadıkça kamu yaşamına katılmadığını gözlemliyor:"Gerçeği arayan filozoflar, beklenti içinde oldukları konulara öylesine odaklanıyorlar ki insanların uğruna birbirini boğazladığı şeyleri küçümsüyor ve onları birer hiç olarak değerlendiriyorlar." Böylelikle yükümlülük almaktan ve onu sürdürmekten kaçınarak, korumaları gereken kişileri terk ediyor ve istemedende olsa adaletsizce davranmış oluyorlar.
Taşralı olmak bir köy yada kasabada oturmak anlamına gelmez. İnsan Paris'te de taşralı olabilir çünkü bu nitelemenin tek unsuru her türlü yüksek uğraşın yokluğudur. Neredeyse bütün gününü sadece önemsiz dedikodularla, kendisiyle aynı düzeydekilerle kaba saba şakalar yaparak geçiren bir budala, büyük şehirde de yaşasa aşağılayıcı bir niteliğe bürünmüş taşralı sıfatını çok daha fazla hak eder.