Adı:
Sanat Nedir?
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
377
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944881739
Kitabın türü:
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1829 - 1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş gibi romanların büyük yazarı, ömrünün son otuz yılında kendini tümüyle kuramsal çalışmalara vermiş, insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, sanat, estetik gibi konular
üzerinde yazmaya yönelmiştir.

Sanat Üzerine, Tolstoy'un kuramsal yapıtları arasında dikkati çekici bir yere sahiptir. İlk kez 1897'de yayımlandı. Rusya'da hep sansüre uğradı. Sansürsüz ilk baskısı 1898 yılında Londra'da, İngilizce olarak yapıldı; Tolstoy da bu baskıya bir önsöz yazdı. On beş yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan Sanat Üzerine yazarın üzerinde en fazla uğraştığı yapıtıdır.
(Arka Kapak)
Tolstoy bu eseri kendi dinsel bakış açılarını dikkate alarak (önemseyerek) yazmış olsa da nihai sonucunu sosyal unsurlar ve emekçi taraftarı olduğunu hissetirerek bağlıyor.

Kitap geleceğe yönelik yani günümüz sanat anlayışına yönelik doğru öndeyilerde bulunmuş. Profesyonel, emekçiden uzak, kapitalist, baskı altında yapılan, özgürlükçü sözlerden uzak, maddi kaygılarla... yapılan bir sanat anlayışının gelebileceğini ve bu sanat anlayışının sanattan uzaklaşacağı (tam anlamıyla böyle cümleler kurmasa da) tahmininde bulunmuş veya gelecekle ilgili bu korkusunu dile getirmiştir.

Bu kitabın incelemesini yapmaktan çok size bende uyandıran duyguları ve bazı anılarımı hatırlattığı için şu anki mevcut duygu ve düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

Ben yıllar önce altı yıl kadar bir süre müzik ile uğraştım. Aslında altı yıl aktif bir şekilde sahne aldım. Bu sebeple edebiyat sanatını çok iyi bilmesem de müziği iyi bilirim, en azından deneyimsel olarak iyi bildiğimi sanıyorum.
Sahne aldığım yıllarda beni söylerken, dinlerken, çalarken...bana en çok keyif veren türkülerin özgürlük istencinde bulunan, halktan ya da haktan(adalet teması işleyen) yana olanların (dinleyiciler için de bu geçerli) diğer türkülere, şarkılara oranla daha çok etkilediğini gördüm. Aşk temalı olanlar da harika. Melodisi de sözleri de kalp acıtan türdendir.

Müziğin içindeki insan ve enstrüman sesleri keyif verirken içindeki sözler ya duygulandırır ya da düşündürür. Özellikle toplumsallığı dikkate alan ama siyaset yapmayan(Partizanlık), ötekileştirmeyen, evrensel, herkesi kucaklayan; Neşet Ertaş, Selda Bağcan, Muhlis Akarsu, Aşık Veysel ve anadilimde söylenen o güzel türküler. Diğer tarafta ise Sezen Aksu, Moğullar, Erkin Koray, Cem Karaca, Bulutsuzluk Özlemi, Yaşar Kurt, Barış Manço, Edip Akbayram...ve yazmaya üşendiğim nice sanatçılar var.
Şimdiki "sözde sanatçılara" ve söyledikleri şarkıların sözlerine bakıyorum da ne ruh var ne anlam ne de zeka! Görsellik ve dans çok iyi ama ruhumuza hakaret eden ve ruhumuzu soysuzlaştıran sabit, tek tip ritmler ve içi boş, anlamsız, toplumun ihtiyacına ve ruhuna ters olan sözlerle dolu popüler müzik çıkıyor karşıma.

İnceleme dışına çıktı isem affola!
Saygılar.
"Adına sanat denilen, toplumun bir avuç kesiminin ulaşabildiği etkinlik, uğruna heba edilen onca şeye, maddi ve manevi onca özveriye, hatta uğruna yitirilen onca insan canına değer mi?" diyerek başlıyor kitabına. Acaba günümüzde sanat dediğimiz olgu yalnızca toplumun yozlaşmasına hizmet ediyorsa? Ya sanat zararlı bir şeyse?

Tolstoy kitabın ilk bölümlerinde sanatla ilgili olarak düşüncelerimize hayli ters düşen görüşlerini belirtiyor. Daha sonra gerçek sanatın ne olduğunu ve gerçek sanatla, sanat sanılan saçmalıkların birbirinden nasıl ayırt edilebileceğini ele alıyor. Bunu yaparken -yerine göre- pek ağır cümleler kullanıyor. Toplumun sanatta girdiği yanlış yoldan ve bu yola nasıl girildiğinden bahsediyor; sanatla ilgili doğru bildiğimiz, alışkın olduğumuz bütün değerleri alaşağı ediyor. Her bölüm ilk okunduğunda "Bu nasıl olur, iyice abartmış!" dedirtirken, hemen ardından da bu yönde harika açıklamalar ve örneklerle görüşlerini benimsetiyor.

Ana hatlarıyla kitaptaki düşünceleri toparlarsak, "Sanat insanların birbirlerine duygularını bulaştırmasıdır. Amacı güzeli ortaya koymak olan şey gerçek sanat değildir. Sanat insanın temel içgüdüsünden doğar, içten gelir ve olduğu gibidir." denilen bu kitabın kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.230 Oy)8.549 beğeni27.425 okunma789 alıntı133.630 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.207 Oy)3.272 beğeni9.996 okunma4.801 alıntı90.696 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.268 Oy)7.613 beğeni20.592 okunma3.724 alıntı123.273 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.888 Oy)8.836 beğeni24.271 okunma1.648 alıntı112.566 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.723 Oy)18.319 beğeni41.478 okunma2.728 alıntı174.517 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.369 Oy)12.951 beğeni33.147 okunma3.147 alıntı139.366 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.206 Oy)4.964 beğeni16.519 okunma3.244 alıntı106.070 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.145 Oy)7.718 beğeni21.701 okunma783 alıntı84.809 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.470 Oy)5.573 beğeni18.928 okunma776 alıntı96.733 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.799 Oy)5.188 beğeni16.567 okunma934 alıntı57.253 gösterim
Sanat hakkında doğru bildiğimiz yanlışları ve gerçek sanatın ne olduğunu içtenlikle anlatıyor. Hayatı öğrenmek için farklı kaynaklara ve objektif olarak bakmak gerekiyor...
Sanatın amacı, hayatımızdaki yeri, ne olduğu konusu çoğu kişinin kafasını kurcalayan sorular. Tolstoy bu kitapta bu sorulara kendi sanat anlayışıyla oldukça yalın bir şekilde cevap veriyor. Kitap kesinlikle sıkıcı bir anlatıma sahip değil. Tolstoy'un sanat anlayışını benimsemeseniz bile okuyun derim, sanatla ilgili birçok konuda görüşünüzü engelleyen puslu havayı kaldırıyor. En azından ben okuduğumda böyle oldu.
Kronolojik siralamada yanlisliklar ve bilgilerde carpitma var, ölüm korkusundan dolayi hissettigi caresizligi ofkeyle harmanlayip kusuyor tolstoy bu kitabinda. Bazi nadir incelemeleri isabetli olsa da totale vurulduğunda fazla duygusal yazilmis ve analitik yaklasimlar agirlikli degil.
Bazı yazarları incelerken had bilmek gerekiyor...
Önce sanat hakkında derin bilgiye sahip olup sonra da en az sanat hakkında ki derin bilgi kadar Tolstoy’ u bilmek gerekiyor ki yazarın 15 yıl üzerinde çalıştığı bu eserini inceleme hakkına sahip olabilelim diye düşünüyorum. Olacak iş değil. Ama yine de haddim olmayarak anladıklarımı yazmaya çalışacağım.
Tolstoy’ un hayatını incelediğimde beni en çok etkileyen bütün hayatı boyunca anlaşılmayı beklemesi ve bundan hiç vazgeçmemesi oldu. Ta ki 82 yaşına kadar. 82 yaşında ‘’Beni anlamıyorsunuz’’ diye evini terk eden Tolstoy, çocuk ruhunu hiç kaybetmedi herhalde. Yoksa o yaşta evi terketmek ve bu uğurda yolda hastalanıp bir hafta içinde küçük ve ıssız bir tren istasyonunda ölmek başka nasıl açıklanabilir ki.
Tolstoy 1828 yılında Moskova’ da dünyaya gelmiş ve ailesinin ölümünden sonra bütün mirasını yemiş bir burjuva aslında. Ama yaşamı boyunca halktan insanların hayatını ya da aristokrasinin mutsuzluğunu yazmış bir yazar. Bunu da kendi sözleri ile şöyle açıklıyor; Ben, hukuk ve duygulara saygılı olan, insan hayatına önem veren, sanatı, çıkarları için kullanan soylu sınıfı için değil de, ezilen işçi sınıfı için yapan, mazlumu düşünen kahramanlar arıyordum. Ülkemde yapay olarak oluşturulan sınıf ayrımına karşı haykırmak, dağları delmek istiyordum….
Çok ilginç genel olarak Rus edebiyatında ezilen sömürülen halkın sorunlarını yazanlar proleterler değil aksine aristokrasinin içinden gelen yazarlar. Bu durum hangi sosyolojik olgu ile açıklanmakta acaba?
Bir eserin sanat sayılabilmesi için üç temel soru sorulmalı diyor Tolstoy.
1-Yazar insanlar için ne yapıyor?
2- Yazılan eserde tutarlılık varmı ?
3- Samimi mi?... Eğer yazdıklarınızda samimi değilseniz evrensel bir yazar olmanız mümkün değil diye yazmakta.
Bu üç kurala eklenebilecek bir dördüncü özellik var ki. Tolstoy’ un olmassa olmazı. Ahlak (Din ile yoğrulmuş ahlak ama Paganizm’ den kurtarılmış din)….Eserlerinde ahlak kurallarını dikkate almayan yazarın sanatçı sayılamayacağını örneklerle açıklıyor ve kimleri kimleri sanatçı olarak saymıyor okuyunca şaşırmamak elde değil. Tolstoy’ un ahlak anlayışını okudukça günümüzde ki bazı yazarlar geldi aklıma (ki bunların bir kısmı bence iyi yazarlar). Ne yalan söyleyeyim Tolstoy 21. Y.y da yaşasaydı sanata nasıl bakardı acaba diye düşünmeden edemedim.
Elbette sanat konusunda ki düşüncelerinin hepsine katılmayabiliriz belki ama söz konusu olan Lev Nikolayeviç Tolstoy ise eleştirmek haddimize mi. Tabi ki değil….
Tolstoy 15 yıl gibi bir süre boyunca "Sanat Nedir?" sorusu üzerine kafa yormuş, gözlem yapmış ve defalarca kaleme almıştır. Kitapta sanat ve estetik kuramlar, sanat ve güzellik, sanat ve iyilik, güzellik ve iyilik hakkındaki ayrımlar, sanat toplum ilişkisi, taklit sanat ile gerçek sanat arasındaki farklılıklar, din ve sanat, din ile bilim vs. gibi konularda incelemelere rastlıyoruz.
Daha önce Tolstoy'un bir kitabını okuduysanız ya da yazar hakkında bir bilginiz var ise hatrı sayılır derecede din ile iç içe bir yazar olduğunu ve bunun yapıtlarında da izlerini mutlaka görürsünüz. Ben sanatın içinde bulunan ve mesleğini sanat dallarından birinde icra eden ve bunun eğitimini almış bir birey olarak sanat hakkında Tolstoy'un katılmadığım görüşleri de oldu, katıldığım çoğu güzel noktalar "gerçekten öyle" dediğim yerler de oldu. Ancak kitabında din ile sanatı, din ile bilimi bu kadar ilişkilendirmesini eleştirdim. Çünkü bu olgular doğrudan ilişkilendirildiği zaman bir noktada tıkanmalar olabilir. Ve düşünmeden edemedim, Tolstoy eğer 21.yy'da yaşasaydı sanat hakkındaki düşünceleri nasıl olurdu? Kim bilir.
Her sanat yapıtı, onu algılayan kişiyle o yapıtı üretmiş ya da üretmekte olan arasında, yapıttaki sanatsallığı algılamış ya da algılayacak olanlar arasında belli bir ilişki kurar.
Söz, insanların düşünce ve deneyimlerini birbirlerine aktarmaya yarar; böylece o insanları bir araya getirmenin, birleştirmenin aracı işlevini görür; sanatın işlevi de tıpkı bunun gibidir. Sanatın insanlar arasında kurduğu ilişkinin sözün kurduğu ilişkiden farkı, sözün insanların birbirlerine düşüncelerini, sanatın ise duyguları aktarmanın aracı olmasıdır.
Sanat, bir başkasının yansıttığı duyguları görerek ya da duyarak algılayan birinin, bu duyguların aynısını yaşaması temeline dayanan bir etkinliktir.
Sanat nedir sorusu üzerine düşünen veya çalışan biri veya edebiyat kuramı üzerine çalışan biri eğer bunlara dair derinlikli düşüncelerle karşılaşmak istiyorsa bu kitabı muhakkak okunmalıdır. Tolstoy'un burada edebiyata dair söyledikleri o kadar değerlidir ki şu anda bile edebiyat kuramı alanında çalışanlar aradan geçen yıllara rağmen Tolstoy'un derinliğini yakalayamamışlardır. Bunu anlamak için başta bu kitap konuyka ilgili ön düşünceler ışığında değil salt kendi sistemi içerisinde değerlendirilmelidir.
Sanat nedir ? Şimdilerde çıplaklık mustehcenlik adıyla yapilan sanat midir sanat toplumun geçmişi midir bu sorulara cevap aramak için yazılmış bir kült eser
Kuramsal bir kitap. Tolstoy'un 15 yıllık çalışmalarının bir ürünü. Estetikle ilgilenen kimselerin görüşlerinden tutun Shakespeare'in eserlerinin üzerine uzunca bir eleştiriye kadar bir çok şeyi içinde barındırıyor.
Kendinize hiç "neden bütün şarkılar aşk hakkında" vb. sorular sorduysanız bu kitap size göre. Sanatın ne olmadığını tarihsel gelişim açısından çok güzel incelemiş ve söylemiş Tolstoy. Ne olduğunu da çok güden incelemiş ama aşırı dindar oluşu bazen sapıtmasına yol açıyor :) sanatı değerlendirme konusunda ufuk açacak bir kitaptır kesin okuyun. (ilgi kültür sanat yayınları almayın Türkçesi bozuk okunmuyor)
Geleceğin sanatının ürettikleri işlere karşılık para alan ve sanattan başka bir şeyle uğraşmayan profesyonel sanatçılar tarafından üretilmeyecek olmasıdır.
...
çünkü bizim o ince sanatımızın varlığını halk yığınlarının içinde bulunduğu kölelik koşullarına borçlu olduğunu ve bu kölelik sürdükçe var olabileceğini bilmiyor olamazlar; keza yazar-müzisyen, dansçı-oyuncu gibi sanat erbabının da sanatlarında o kusursuz incelik düzeyine ulaşmaları ve birbirlerinden incelikli sanat yapıtları ortaya koyabilmeleri ancak işçilerin soluk almamacasına çalışmaları sayesindedir; yine bu incelikli sanat yapıtlarını değerlendirebilecek ince zevkli topluluğun da ancak işçilerin dur durak bilmeyen çalışmaları sayesinde var olabileceğini unutmamak gerek.
Sermayenin boyunduruk altında tuttuğu köleler özgürleşmeye görsünler, ne böylesi ince sanatlar kalır ortada, ne ince sanatlardan anlayan ince topluluklar.
"İyi kavramı, çoğu kez tutkulara egemen olmayı içerir; güzel ise bütün tutkularımızın temelini oluşturur."
"Her türlü insanı boğan detaylardan uzak anlatısı,evrensel,içten mesajıyla Yusuf kısası;çocuktan ihtiyara,eğitimlisinden eğitimsizine tüm insanlığı eşit ölçüde kapsayıcı,bütünleştirici bir eserdir."
“Bizim toplumumuzda sahte sanat yapıtları üretilmesinde etken olan üç koşul olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, yapıtlarına karşılık sanatçılara oldukça yüksek telif ücretleri ödenmesi ve bunun sonucu olarak da sanattan geçinmenin, yani profesyonelliğin yaygınlaşıp kurumsallaşması; ikincisi, sanat eleştirisi; üçüncüsü ise sanat okullarıdır.”
“Sözcüklerle aktarılan düşünceleri anlama ve kendi düşüncelerini başkalarına aktarabilme yeteneği olmasaydı insanın hayvandan farkı olmazdı.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sanat Nedir?
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
377
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944881739
Kitabın türü:
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1829 - 1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş gibi romanların büyük yazarı, ömrünün son otuz yılında kendini tümüyle kuramsal çalışmalara vermiş, insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, sanat, estetik gibi konular
üzerinde yazmaya yönelmiştir.

Sanat Üzerine, Tolstoy'un kuramsal yapıtları arasında dikkati çekici bir yere sahiptir. İlk kez 1897'de yayımlandı. Rusya'da hep sansüre uğradı. Sansürsüz ilk baskısı 1898 yılında Londra'da, İngilizce olarak yapıldı; Tolstoy da bu baskıya bir önsöz yazdı. On beş yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan Sanat Üzerine yazarın üzerinde en fazla uğraştığı yapıtıdır.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 107 okur

  • Mizgin Eminoğlu
  • Aysu Soysal
  • Eyüp
  • Bambukurdu
  • VOLKAN DEMİR
  • Abdullah Ferman Uslu
  • Sevde
  • Yusuf Ay
  • Yağız
  • Begüm

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%26.1
25-34 Yaş
%24.6
35-44 Yaş
%24.6
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%4.3
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35
Erkek
%65

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (9)
9
%16.7 (4)
8
%25 (6)
7
%12.5 (3)
6
%4.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%4.2 (1)
2
%0
1
%0