"Bu su umudun müjdesi. Yeniden ayağa kalkın o zaman, kadere boyun eğmeyin, çocukları yıkayıp giydirin, ateşi hızlıca yakıp bir tencerede pilav pişirin ki tencerenin dibini sıyırabilsin çocuklar..."
"Sen," dedi, "hiç aşık oldun mu? Vekaleten olmaz aşk. Temsilen, hevesten değil, istemeden, kendiliğinden olur. Ateşten korkarken yanmaktan zevk alır gibi. Yanarken sönmek ister gibi. Kavgası olur elbet insanin. İtirazı da olur bazen. Ama mecazen. Mâni olmaya çalıştıkça mahkum olur bedenin. Ellerin zincirli, gözlerin kapalı, aşka tutsak, aşka sitemli. Anlatırken tutulur dilin, hissederken sızlar kalbin, gururun, aklın, yüreğin saygıyla önünde eğilir, dile gelir, söylenir. Ah heyhat, aşk, sen nelere kadirsin."