Aşkta, kalp, sessizliğe başlayıp da zihin yeteneklerini kullanmaya başlarsa o aşk öyle bir hasta çocuğa benzer ki damarlarında taze bir kan yerine zehirleyici ilaçlar dolaşsın.
Şüphesiz Bihter‘i seviyordu, hayatında hiç böyle derin ve uzun bir sevdası olmamıştı. Bu, elbette onun ilk ve son aşkıydı; fakat bu, hep böyle, aynı görüşmeler, aynı saatlerde söylenen aynı sözler, aynı vefa yeminleri ile karşılıklı alıp verilen aynı öpücükler, evliliğe özgü bir tarzda ve bir anlamda, nağmelerde sürüp gidecek miydi?