İlişkiler fedakârlık istemez.Bu kısır döngüdür, ilişki değildir. Karşıyı mutlu etmek için istemediğin şeyleri yapmak zorunda olduğun şey, kendine olan saygını yitirmektir. Kendini korkmadan ve karşıyı sürekli memnun etme kaygısı gütmeden özgürce ifade edebildiğin ilişki gerçektir.
Ben fukarayı severim, dersin kendi kendine, yalandır. kendin de inanmazsın. Hangi fukarayı, nasıl fukarayı? Bu canavar gibi dilenci kadını mı? bu arsız, edepsiz, huysuz çocuğu mu? bu iki paralık adamın önünde secdeye varan balıkçıyı mı? yoksa köşe başında oturup çürüklerini; yüzünden açlığı, kimsesizliği, hafifçe deliliği, dünyadan bıkkınlığı akan adama yutturan külhanbeyi kestaneciyi mi?
Kimdir şu sevdiğin insan? anladık fakir, kimsesiz, bahtsız … ama kim?
Kim olacak? sensin. kendi kendisinin. evet, bu şehirde herkes dönüp dolaşıp kendisinde karar kılacak. Başkasını seven tek adam bulamazsın. olmasına da imkan yoktur. Hani bazı insanlar vardır, iyilik edersin, bir edersin, iki edersin, üç edersin...sonra edemeyecek hale gelirsin de elinden bir şey yapmak gelmez. O zaman bir de bakarsın ki, karşındaki sana düşman kesilmiştir. Hepimiz öyleyiz işte. bütün iyilikleri, bütün dostlukları, tulumba gibi emeriz. sonra dostluklar, iyilikler de kuyular misali kurur. işte o zaman başlar pandomina, kocaman dedikodu (...)