Bir sabah spora gitmek için parka doğru koşarken ilginç bir manzarayla karşılaştım. Saat henüz 06:00 civarıydı. Yaşlı ve eski, adeta dökülmekte olan bir arabası olan bir adam, çöplerin arasında bir şeyler karıştırıyordu. Arabasından ise Arapça bir ezgi yükseliyordu.
Bu ezgi, Uhud Savaşı’na dair bir rivayeti hatırlattı bana: Savaş sırasında okçular, karşı tarafın mallarına ve kadınlarına el koymak için yerlerini terk etmişlerdi. İşte, o sabah çöplerin arasında bir şeyler arayan adamın arabasından aynı ezginin yankılanması bana hayatın garip çelişkilerini düşündürdü.
Bir yanda savaş meydanında ganimet için yerini terk edenler, diğer yanda hayatını çöplerden bir şeyler çıkararak sürdüren biri… İkisini birbirine bağlayan ise, insanın sahip olma ve elde etme arzusunun, zaman ve mekân tanımadan her yerde farklı biçimlerde ortaya çıkabilmesiydi.