Orhan Kulçabay

Peki peki bırakalım şimdi, şimdi de sen anlat bakalım, neler olsun istersin masalımızda, kuşlar prensler sevimli haller?' 'ben isterim ki annem Esmanın ölümünü daha duymamış olayım, böyle üşümiyeyim, ben isterim ki çocuk kalbimi anlayan annem olmayınca ben de olmıyayım. Annesizliği anlatan bir masal anlatın kendimi daha iyi anlamak ve tanımak istiyorum'
Reklam
İnsan doğduğu gün ölür. Sonra ruhunu özgürleştireceği ana kadar yaşıyormuş numarası yapar. Kimisi çok çabuk parçalar ruhunu saran kafesi, kimisi de bekler bekler ve yeniden ölür. Standartlar dünyasının olasılık hesabı: "Yaşamak bir ihtimal, ölüm ise kesindir." gibi basit bir mantığa dayanır. Yani õlmeyi istemek yalnızca mücadeleye mukavemet gösteremeyen ve her zaman kısa çöpü çekmeye mahkûm olan bedenler içindir.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Çağdaş bilime, teknolojiye, bazı uygarlıklara duyulan aşırı hayranlıklarda da bir tür muhasebesiz kendini kaptırma, tutulma söz konusu.. Rus istilasına karşı koyan Afgan halkı, 1979'da başlayan ve yıllarca devam eden savaşta böyle bir düğümü açtılar, pençesinden kaçılmaz bir büyüyü çözdüler. Batılıya üstün varlıklar, kendilerine aciz insanlar gözü ile bakmaya devam etselerdi, ellerini kendileri bağlar, Rus efendilere kölelik yaparlardı.
Bilam bin Sa'd: Hatalar gizli kaldıkça zararı yalnız sahibine, fakat açığa çıkıp düzeltilmediği vakit belası umumadır."
Mısırlı yazar Necip el-Kiylani'nin Türkistan Geceleri adlı romanında, Batı Türkistan'dan sonra Doğu Türkistan'ın, komünist Çin tarafından nasıl işgal edilip parçalandığı anlatılıyor. İlk aşamada işgal edilen bu Müslüman topraklarda. Çinliler, bazı yasal zorbalıklarla Müslüman Türkistan halkını planlı bir şekilde benliğinden koparmaya çalışırlar. Buralara Çinli göçmenler getirilecek ve bir Çinli, Müslüman bir kıza talip olduğu zaman, yeni yasa gereği. Müslüman buna "evet" diyecek. Bu yasanın uygulamaya konması ile Müslümanlar isyan ederek silaha sarılırlar. Dağlara çekilirler ve verdikleri savaşlarla Çinlileri perişan eder. önemli miktarda silah, cephane vesaire ganimet alırlar. Zafere ulaşmalarına da pek az kalmıştır. Savaşın başlangıcında Müslümanlarla ortak hareket etmeyi teklif eden ancak "kötü niyetleri" bilindiği için reddedilen Ruslar, bu defa Çinlilerle anlaşarak Doğu Türkistan'a girerler. Böylece iki komünist ülkenin kıskacına giren Müslümanlar zor durumda kalır. Yerleşim merkezlerindeki halk birlik halindeki Rusların ve Çinlilerin kontrolüne girer. Direnen Müslüman güçlerin ise şehirlerle irtibatı azalır. İşte bu aşamada çarpışan Müslümanların düşmanı ikiden / Ruslar ve Çinliler/üçe çıkar. Ruslar yoğun bir propagandaya girişir, konferanslar, el ilanları, duvar ilanları, gazetelerle, Müslüman insanların, özellikle yetişme çağındaki gençlerin kafalarındaki "modeli" değiştirmeye başlarlar. Irk ve namuslarını, topraklarını ve dinlerini Rus ve Çinli katillere karşı. (400 milyona karşı, sadece 18 milyonla) ve yetersiz silahlarla korumaya çalışan ve bunu sadece Allah nezdinde suçlu duruma düşmemek için, Allah'ın emirlerine uymak kastıyla, şehid olmayı göze alarak yürüten insanlar, bu defa, olayları sınıf çatışması şeklinde yorumlamaya başlayan, kafalarındaki
Reklam