Bodhisattva, Nirvana'ya ulaşmak üzeredir. Ama onu bir şey durdurur. Bu noktada Mahayana-Budizminin paradoksal ahlâkı ile karşı karşıya kalıyoruz. Gerçek bir Budist rahip, bencillik anlamına geleceği için, Nirvana'ya tek başına ulaşamaz. Eğer bencil ise o zaman gerçek bir bodhisattva olamaz; gerçek bodhisattva değilse Nirvana'ya giremez, eğer gerçek bodhisattva ise bencillik olacağı için Nirvana'ya giremez. Kısacası kimse Nirvana'ya erişemez; bizim gibi faniler bodhisattva olmadıkları için, bodhisattvalar da bodhisattva oldukları için.
Olumlu mutluluk sonsuz bir kuruntudur. Olsa olsa olumsuz bir mutluluğa kavuşabilir insanlar, bu olumsuz mutluluk da acılarının kısa sürelerle azalmasından ibarettir. Parmağınıza bir iğne batar, acı duyarsınız. İğneyi çıkarır, acınızı dindirerek sevinirsiniz. Mutluluğunuz bu kadarcıktır, daha çoğunu beklemeyin. Bin bir yeni bela sizleri hiçbir zaman rahat bırakmayacaktır. O belaları birer birer yoketmeye çabalamakla geçecek ömrünüz. Birini yokedince de, ardında ikincisinin sizi beklediğini düşünmeden, mutlu sanacaksınız kendinizi. Bu yüzdendir ki cinsiyeti yaymak büyük bir kötülüktür. Bilinciniz bu kötülüğün utancını taşır. Evlenmek, kendini yenmek gücünü gösteremeyenlere acımadan ötürü verilmiş bir izindir. İsa'nın babasız doğuşunun ince anlamı da buradadır. Çünkü İsa, böylesine utanç verici bir kötülüğü işleyen bir adamın oğlu olamazdı.