Gidebilme cesareti olmadığı için insanlar beraber uyanmak istemedikleri insanlarla aynı yatakta yatmaya devam ettiler. Bu muydu gerçek sevgi, gerçek aşk?
Yorumların hep o düşüncelerle şekilleneceği için, birkaç gün sana soğuk davrandığını düşündüğün sevgilinin gitmeye hazırlandığına inandırırsın kendini. Bir de üzerine bunu sağlamlaştıracak bir kanıt arar, pireyi deve yapacak bir şeyler bulursun. Zihninin tuzaklarına düşme
Aldatma, arayış, doyumsuzluk her yerde, farklı biçimlerde sızmış halde duruyor. Seks her yerde iş karıştırıyor, akıl bulandırıyor, sorun çıkartıyor. Masaya yorumsuz konulduğunda sevgi kadar saf olan, paylaşım eylemi olacak seks, biraz baskıyla, biraz bastırmayla, biraz da suistimal edilmesiyle kirleniyor, şekilden şekile giriyor.
Erkekliğe çok anlamı yüklüyoruz. Oysa kadınları taşıyabilecek olanlar biz değiliz. Kadından çok daha zayıfız ve onlara muhtacız. Annemize muhtaç olarak doğuyoruz ve bütün hayatımız kadınlara muhtaç olarak geçiyor. Bazen şefkat bazen cilve bazen ıslak bir vajina. Kadınlara böyle baktığımız ve hep bir şeyler istediğimiz için zavallıyız. Zavallı olduğumuz için aslında içten içe anneye muhtaçlığımızdan başlayarak kadınlara karşı öfke besliyoruz. Onları elde ettikçe onlardan üstün oldukça onları fethedip bedenlerini sahip oldukça kendimizi bir b** sanıyoruz. Bunun içinde her şeyi yapıyoruz hayatlarına tecavüz ediyoruz toplumda erkek egemenliğini yaratmak için tabelası olmayan aciz erkekler Birliği olarak çalışıyoruz her yerde. İşte siyasette sokakta... Her şeyleri bize bağlı olmalı namusları da çalışma saatleri de ne giyip giymeyecek ileride kürtaj yaptırıp yaptırmayacakları da doğum yöntemlerini bile biz seçeceğiz onlar değil.