Herkes bir kitap cümlesi paylaşma telaşında… Sayfalardan cımbızla çekilmiş kelimeler, sanki yazanın değil de paylaşanın derinliğini gösterecekmiş gibi ardı ardına sıralanıyor. Ama bakıyorum, neredeyse tamamı basit, sıradan aşk cümleleri. Aynı sözler, aynı duygular, hatta aynı kırılganlık. Oysa kitapların asıl büyüsü, okuyanı sessizliğe gömmesi değil midir? Cümleler paylaşılmak için değil, içselleştirilmek için yazılmaz mıydı?
Gerçek bir fikir üretmek cesaret ister. Bir düşünceyi kendi kelimelerinle ifade etmek, bir başkasının güvenli limanından çıkıp kendi okyanusuna açılmayı gerektirir. Alıntı, kolay olandır; ama kendi cümlen, her zaman risklidir. Çünkü alıntı, senden önce sınanmış ve kabul edilmiştir. Ama kendi sözlerin? Onlar ya anlaşılacak ya da yanlışlanacaktır. İşte tam da bu yüzden, kitabı kapatıp kalem tutmanın vakti gelmedi mi?
Paylaşılacaksa eğer bir söz, neden başkasının değil de bizim cümlelerimiz olmasın? Bırakalım, kelimeler zihnimizin ve kalbimizin derinliklerinden doğsun. Çünkü yazmak, sadece paylaşmak değildir; yazmak, var olmaktır. Bu dünyaya bir iz bırakmanın en samimi ve en cesur yoludur. Öyleyse, paylaşmak istiyorsanız, kendi cümlelerinizi paylaşın. Çünkü bir düşünceyi en iyi, onun doğduğu zihin ifade edebilir.