Ulas

Ulas
@Orpheios
Modern çağın varoluşçusu,sıradanlığın yükünü omuzlamış bir düşünce mahkûmu.Sabah 5te uyanır, zihninde davalar açar;hem yargıçtır hem sanık.Herkesin merak ettiği ama kimsenin bilmediği bir dosyayı taşır gibi yaşar.
Personel Officer
İstanbul Teknik Üniversitesi
Abu Dhabi
Adana, 14 Şubat
41 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Kötü günlerde insana güç veren sözler
“Bu da geçer.” Her şey gibi, bu da. Ama geçerken seni de biraz değiştirecek, orası kesin. Belki daha güçlü, belki daha kırılgan, belki de tamamen başka birine dönüşeceksin. Çünkü hayatın kuralı bu: Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Zaman, en acı anıları unutturmaz belki ama onları bir kenara koymayı öğretir. Ve bir gün, şu an sana dayanılmaz gelen o şey, geçmişte bir iz olmaktan öteye gitmeyecek. Çünkü Dostoyevski’nin dediği gibi: “İnsan her şeye alışabilen bir yaratıktır.”
Reklam
Yirmi Dört Saatte Bir Ömrü Yaratan Kadınlar
10/10
·128 syf.··
2024 3. kitabı
Zweig’in “Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat” adlı eserini yıllar önce ilk kez okuduğumda, bunun yalnızca bir hikaye olduğunu sanmıştım. Ama her geçen yıl ve her tekrar edişimde, bu eserin bir hikayeden çok daha fazlası olduğunu anladım. Bugün, karanlık bir odada gözlerimi kapatıp geçmişle bir yolculuğa çıktığımda, kendimi yine bu kitabın sayfaları arasında buldum. Kadınlar üzerine düşünme fırsatını yakaladığım bu sessiz anlarda, Zweig’in cümleleri bana her zamankinden daha derin geldi. Hikaye, bir kadının yaşadığı o unutulmaz yirmi dört saati anlatırken, aslında insan ruhunun sınırlarını ve toplumsal yargıların birey üzerindeki ağırlığını ortaya koyuyor. Zweig’in kalemi, bir kadının tutkularıyla yüzleşmesini, içindeki fırtınaları ve sonunda hissettiği pişmanlığı öyle incelikle işler ki, okuyucuyu yalnızca bir gözlemci olmaktan çıkarıp hikayenin bir parçası haline getirir. Okudukça, bu yirmi dört saatin yalnızca bir kadının değil, insan olmanın ne demek olduğuna dair bir sorgulamaya dönüştüğünü hissedersiniz. Bu hikayeyi tekrar tekrar okuduğumda fark ettim ki, Zweig yalnızca bir kadının içsel çatışmalarını anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda insanın en karanlık yanlarını ve en saf arzularını da gözler önüne seriyor. Kadın kahramanın yaşadığı o anlık özgürlük ve ardından gelen ağır vicdan yükü, insanın hayatındaki o ince çizgiyi hatırlatıyor: Tutkunun özgürleştirici olduğu kadar tutsak edici de olabileceğini. Zweig, insan ruhunun bu karmaşasını öyle bir sadelikle işliyor ki, cümlelerin arasına saklanmış derinliği fark etmek için kendinizle baş başa kalmanız gerekiyor. Bugün, bu karanlık odada gözlerim kapalıyken, yalnızca bu hikayeyi değil, onun bana hissettirdiklerini düşündüm. Zweig’in cümleleri, bir kitabın ötesine geçerek insanın kendi iç dünyasıyla
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat - Bir Yüreğin ÖlümüStefan Zweig · Can Yayınları · 20169,9bin okunma

Ulas

, bir kitap okudu
10/10
·128 syf.··
2024 3. kitabı
"Büyümeyi bitirdim. Artık sadece yaşlanıyorum." Leon
Diyor ki; “Yerlisi değilim ben bu acının, şartlar öyle gerektirince sonradan yerleştim.” Ben yerlisiyim, yıllardır bu acının sokaklarında dolaşırım. Evim yoktur ama her köşe bana tanıdık gelir; yabancılığın tedirginliğini, alışmanın sessiz esaretine değiştim. Burada zaman durmaz, ama anılar hep aynı karanlıkta bekler. Ve insan, kök saldıkça kendini kaybeder; çünkü acı yalnız hükmetmez, aynı zamanda seni de kendi suretine dönüştürür.
Reklam