Ulas

Ulas
@Orpheios
Modern çağın varoluşçusu,sıradanlığın yükünü omuzlamış bir düşünce mahkûmu.Sabah 5te uyanır, zihninde davalar açar;hem yargıçtır hem sanık.Herkesin merak ettiği ama kimsenin bilmediği bir dosyayı taşır gibi yaşar.
Personel Officer
İstanbul Teknik Üniversitesi
Abu Dhabi
Adana, 14 Şubat
41 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Özlem, küllerinden doğan bir lanet gibi… Zamanın bile iyileştiremediği yaraları hatırlatır insana. Ateşi sönmüş yürekler, en küçük kıvılcımla yeniden yanar; ama bu kez yalnızca küle dönüşmek için…
Felsefe
Reklam
İnsan gerçekten anlaşılmaz bir varlık ama en gerekli olduğu yerde gücünden yoksun değil. Dahası, insan olağanüstü güçlü, kendi kaosunun efendisi ve yok oluşun eşiğinde bile yeniden doğabilen bir varlık. Mantığın keskin sınırlarıyla duyguların uçsuz bucaksız derinlikleri arasında salınan, her an kendi varlığını yeniden kuran ve yıkan bir paradoks. Kendi karanlığının mimarı, kendi çöküşünün sebebi ve yine de tüm bunlara rağmen kendi küllerinden yükselmenin ustası. O, en derin uçurumların kenarında dururken bile düşmemeyi başaran, bazen bilinçsizce bazen inatla yürümeye devam eden bir varlık. Kendi bilinmezliğinde yolunu ararken, gerçeğin üzerine sis perdesi çekip kendi illüzyonunu yaratır. Yenilmez gibi görünse de en küçük bir darbeyle çözülebilir, fakat çözüldüğü yerden bile yeni bir şekil alarak çıkabilir. Kendi zihninin labirentinde kaybolup yine de çıkışı bulmak zorunda olan tek mahkûm. Ve bu mahkûmiyetin içinde kendini en özgür sanan, en güçlü hissettiği anda en kırılgan olandır. Sonunda, insanın asıl trajedisi yenilmek değil, yenildiğini fark etmeden kaybolmaktır.
Duygu ve Düşünce
“Sen Affetsen, Ben Affetmem”
Affetmek, Allah’a yakışan bir erdemdir; insanın ise affetmemeyi seçtiği anlarda kendisiyle yüzleştiği derin bir uçurum. Allah affeder, çünkü sonsuz merhametiyle adaleti aynı terazide tutabilir. Ama ben, bir ölümlü olarak, yalnızca bana kalan acının gölgesinde var olabilirim. Affetmek, Allah’ın büyüklüğüne yakışır; ancak benim kırgınlıklarım, öfkem ve adalet arayışım o büyüklüğe ait değil. Affetmemek bir inat değil, bir duruştur. Allah affedebilir, çünkü her şeyin sonunda kötülüğün kendisine döneceğini bilir. Ama ben, bu dünyada adaletin sessizce unutulmasına göz yummayacak kadar insanım. Sen affetsen, ben affetmem; çünkü benim affetmem, bir yaranın unutulmasına değil, o yaranın ders olmadan kapanmasına neden olur. Ve bazı hatalar, yalnızca hatırlanarak varlığını sürdürmelidir. Allah affetsin; benim görevim, o hatanın ağırlığını taşımaktır.
Ne yazık ki yazılan hiçbir şey yok dostum. O yolun her adımını, her dönemeçte yazacak olan sensin. Koşarken terinle, nefesinle ve kararlılığınla kendi hikayeni yazacaksın. Ve sonunda, o hikayenin vardığı yer de senin yazdıkların kadar anlamlı olacak. Unutma, kader dediğin şey, sen durmadığın sürece yazılmaya devam eder.
Edebiyat
Gece, insanın kendine en dürüst olduğu zaman. Gündüzün parlak ışıkları, sahte maskeleri ve boş gürültüsü yokken, karanlıkla baş başa kalırsın. O sessizlikte, kaçtığın ne varsa seni bekler. Geçmişin hayaletleri, pişmanlıkların yankıları ve susmayan sorular… Hepsi, tek bir gerçek için oradadır: Kendinden saklanamazsın. Zihnin, cehennemden farksızdır böyle anlarda; her köşesinde başka bir yara, başka bir hikaye. İşte bu yüzden, gece huzur değil, hesaplaşmadır. Ama karanlık, kim olduğumuzu hatırlatır. Melankoli, ruhun itirafıdır; kanayan bir yara gibi açılır önünde. Gözlerini kapatırsın, kaçmak istersin ama bilirsin, kaçış yoktur. Çünkü karanlık seni tüketmez; seni gerçeğinle yüzleştirir. Ve fark edersin, asıl korkunç olan karanlık değil, içindeki sessizliği duymaktır. Herkes kendi karanlığında ya boğulur ya da kendini bulur. Ama ikisi de aynı şeyi söyler: “Kendi yolunu seçmek zorundasın.” youtu.be/MV_3Dpw-BRY?si=...
Müzik
Reklam