Affetmek, Allah’a yakışan bir erdemdir; insanın ise affetmemeyi seçtiği anlarda kendisiyle yüzleştiği derin bir uçurum. Allah affeder, çünkü sonsuz merhametiyle adaleti aynı terazide tutabilir. Ama ben, bir ölümlü olarak, yalnızca bana kalan acının gölgesinde var olabilirim. Affetmek, Allah’ın büyüklüğüne yakışır; ancak benim kırgınlıklarım, öfkem ve adalet arayışım o büyüklüğe ait değil.
Affetmemek bir inat değil, bir duruştur. Allah affedebilir, çünkü her şeyin sonunda kötülüğün kendisine döneceğini bilir. Ama ben, bu dünyada adaletin sessizce unutulmasına göz yummayacak kadar insanım. Sen affetsen, ben affetmem; çünkü benim affetmem, bir yaranın unutulmasına değil, o yaranın ders olmadan kapanmasına neden olur. Ve bazı hatalar, yalnızca hatırlanarak varlığını sürdürmelidir. Allah affetsin; benim görevim, o hatanın ağırlığını taşımaktır.