Alpay Şirin

Bölüm CXVI - CAN ÇEKİŞEN BALİNA
"Dönüp dönüp, başını güneşe çeviriyor... Ölümün son ürpertileri içinde, ağır ağır, ama güçlü bir istekle, alnını güneşe veriyor yakarırcasına. O da ateşe tapıyor. Bu koskoca varlık da güneşin vefalı bir kulu. Ne mutlu gözlerime! Bu yüce sahneleri uzun uzun seyredebilirsem! Bakın! Engin denizlerin ortasındayım; insan acılarının ya da sevinçlerinin uğultusundan çok uzaklarda, kimselere düşman olmayan tertemiz sulardayım. Buralarda, üstüne yasalar yazılacak tek bir kaya parçası bile yok. Buralarda, Çin'den bile daha eski zamanlara giden uzun çağlardan beri, dalgalar, sağır ve dilsiz, yuvarlanıp gider; Nijer nehrinin bulunmaz kaynağının üstünde parlayan yıldızlar gibi. Gene de canlı bir varlık tükeniyor burada, başını imanla güneşe doğru çevirerek. Ama bakın! Can verir vermez, ölüm onu başka yönlere çeviriyor.
Sayfa 595 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Alpay Şirin

, bir kitap okudu
7/10
·272 syf.·
5 günde okudu
·
2023 14. kitabı
Dharshini David
8.3/10 · 59 okunma
Bölüm CXIII - OCAK
Perth, saçı sakalı birbirine karışmış, köpekbalığı derisinden pürtüklü önlüğüyle, öğleüstü, ocağıyla örsünün önünde duruyordu. Örs, demir çemberli bir kütüğün üstüne konmuştu. Bir eliyle bir kargının ucunu ateşe uzatmış, öteki eliyle de ocağının ciğerlerini işletiyordu. O sırada, asık suratlı Kaptan Ahab, elinde küflü küçük bir meşin torbayla geldi. Biraz uzakta durarak, Perth demiri ateşten çekip örsün üstünde dövmeye başlayıncaya kadar bekledi. Kırmızı demirden bol kıvılcımlar uçuşuyor birkaçı Ahab'a kadar geliyordu. "Bunlar senin deniz kırlangıçların mı, Perth? Hep ardından uçuşuyorlar böyle. Uğurlu kuşlardır bunlar, ama herkes için değil. Bak yakıyorlar insanı. Ama sen... hiç yanmadan yaşayabiliyorsun ortalarında." "Ben tepeden tırnağa nasıl olsa yanmışım da ondan, Ahab Kaptan," dedi Perth, bir an çekicine dayanıp durarak. "Ben yanmaz olmuşum artık. Yanık yerler bir daha yanmazlar kolay kolay."
Sayfa 585 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bölüm CVII - MARANGOZ
Zühal'in aylarının ortasında bir sultan gibi kurul ve insanı yüce ve soyut bir kavram olarak ele al! İnsan dediğin, bir harikadır o zaman; bir yücelik, bir ıstırap timsalidir. Sonra, gene aynı yüksek noktadan bakıp, insanları bir bütün olarak ele al. O zaman insanlar, hem aynı çağda, hem de birbirinden değişik tüm çağlarda, birbirinin tıpatıp eşi olan anlamsız varlıklar görünür sana.
Sayfa 560 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bölüm CII - ARSACİDES ADALARINDA BİR ÇARDAK
Görülmedik bir yerdi burası. Orman, Buzlu Vadi'nin yosunları gibi yemyeşildi. Diri özsularının bilincinde olan ağaçlar, yüksek ve gururluydu. Bu ağaçların dibindeki bereketli toprak, bir dokuma tezgâhı gibiydi; burada dokunan görkemli halının örgüleri, yerde sürünen asma kıvrımları; resimleri de canlı çiçeklerdi. Yüklü dallarıyla ağaçlar, fundalıklar, eğreltiotları, çayırlar, seslerle dolu hava - tüm bunlar yaşamanın tükenmez kaynaşması içindeydi. Yaprakların örgüsü arasında, güneş, bu coşkun yeşilliği dokuyan kanatlı bir mekik gibiydi. Ey yorulmak bilmez dokumacı! Nereye gidecek dokuduğun bu dalga dalga kumaş? Hangi sarayı süsleyecek? Nedir bu sonu gelmeyen çalışma? Konuş, dokumacı! Durdur elini de söyle, bir tek söz söyle! Hayır, söylemiyor. Mekik işliyor boyuna; resimli dokular çıktıkça çıkıyor tezgâhtan; pırıl pırıl halı durmadan akıyor sular gibi. Boyuna dokuyor dokumacı Tanrı. Kendi işinin gürültüsüyle sağır olmuş, hiçbir insan sesi duymuyor. Dokuma tezgâhını seyreden bizler de sağır olmuşuz uğultusundan. Ancak iyice uzaklaşabilirsek duyuruyoruz içinde konuşan binbir sesi. Yeryüzündeki tüm fabrikalar da böyledir. Hızla işleyen mekikler arasında duyulmayan sözler, duvarların dışına çıktık mı, bir bir duyulur açık pencerelerden. Nice hainlikler böyle açığa vurulmuştur. Ey insanoğlu! Gözünü dört aç öyleyse. Çünkü şu koca dünya tezgâhının bunca gürültüsü arasında, senin en gizli düşüncen bile, ta uzaklardan duyulabilir...
Sayfa 541 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat