Dilenciye yoksul görünüşüyle bizi rahatsız etmesin diye sadaka verir, onu başımızdan savarız; böyle birisi kendisiyle aramızdaki yadsınmayacak belli bir yakınlığa seslenerek bizi tedirgin ederse, ona karşı büyük bir nefret duyarız.
Savaş insanı barbarlaştırır, çünkü insanın bir savaşa katılabilmesi için kendisini her türlü pişmanlığa, inceliğe ve soylu değerlere karşı duygusuzlaştırması gerekir. İnsan «sanki bu değerler yokmuşcasına» yaşamak zorundadır ve savaş bittiği zaman o değerlere yeniden dönebilme gücünü de yitirmiştir.
Kıskançlığa karşı geçici bir çaredir cinsel ahlak. Bir başka erkeğin cinsel gücüyle herhangi bir karşılaştırmayı önleme çabasıdır. Kıskançlık ise böyle bir karşılaştırma yapma zorunda kalma korkusudur.