...
❝Erkek, olsa olsa, kötü bir alışkanlığın kölesidir; oysa kadın, cinsel ilişkiden sonra, bundan doğabilecek sonuçların kölesidir; Bu konularda son derece becerikli davranmasının nedeni budur.❞
En büyük mutsuzluk yalnızlıktır. Bu o kadar doğrudur ki, en eksiksiz avuntu olan din, seni hayal kırıklığına uğratmayacak bir arkadaş -Tanrı- bulmaktan başka bir şey değildir. Dua etmek, bir arkadaşınla olduğu zaman yaptığın gibi, içini dökmektir. Çalışmak da dua etmek gibidir, çünkü ondan yararlanacak kişiyle ilişki kurmanı sağlar. Öyleyse bütün hayatın sorunu şudur: Yalnızlıktan nasıl kurtulmalı, başkalarıyla nasıl ilişki kurmalı? İnsanların sürekli olarak evliliğin, babalığın, dostluğun peşinde olmalarını böyle açıklayabiliriz. Çünkü bu ilişkiler mutluluğu sağlayabilir!
Anladım ki, birisi bizi küçük gördüğü, aşağıladığı, bize uşak gibi davrandığı zaman, ona bağlanır, ardını bırakmaz, elinden tutar ve büyülenmiş gibi onu yürekten kutsarız. Acaba bu insanlar arasındaki kardeşlik duygusunun içimize doğması, aşağılanma ihtiyacımızın (doğaya karşı) bir çeşit tanınması mıdır?
Yaşama sanatı, insanların ve eşyanın bize gelmeleri içinbizim onları çağırma gereğini duymadığımız bir şekilde davranma sanatıdır. Bunu elde etmek için sadece onlardan nefret etmek yetmez, ama nefret etmek de gerekir. Tıpkı kadınlar konusunda olduğu gibi, sadece budala olmak yetmez, ama budala olmak da gerekir.